AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, ABD’nin yeni dönem Orta Doğu politikalarını ve Türkiye’nin bu süreçteki diplomatik hamlelerini değerlendirdi. Trump yönetiminin bölgedeki vekil güçleri tasfiye ederek kendi nüfuz alanını genişletmeyi hedeflediğini belirten Babacan, Türkiye’nin bölgesel bir çatışmayı engellemek adına Haziran ayından bu yana yoğun bir mekik diplomasisi yürüttüğünü ifade etti. Babacan, İran ve İsrail arasındaki gerilimin küresel ticaret hatlarını doğrudan etkileyen jeopolitik bir risk teşkil ettiğine dikkat çekti.
AK Parti Malatya Milletvekili Abdurrahman Babacan, katıldığı bir programda Orta Doğu’daki stratejik yığınaklar ve uluslararası diplomasi trafiğine ilişkin kapsamlı analizlerde bulundu. ABD’nin yeni dünya vizyonunda İsrail’in güvenliğini garanti altına alma ve İran etkisini minimize etme stratejilerinin öncelikli olduğunu kaydeden Babacan; Basra, Hürmüz ve Süveyş hattındaki enerji güvenliğinin küresel ekonominin merkezinde yer aldığını bildirdi.
ABD'nin Orta Doğu Vizyonu ve İki Temel Başlık
ABD'nin dış politika setinde iki kritik hedef olduğunu belirleyen Babacan; “Büyük güçler çok büyük yığınaklardan kendi arzuladıkları öngördükleri stratejik kazanımları, taktiksel değil stratejik kazanımları elde etmeden vazgeçmez ve bunu boş yere bir yere o yığınağı yapmazlar. ABD yeni bir küre dizaynına, küre vizyonuna dünyayı çekmeye çalışıyor ve kendi politikalarını buna uyarlıyor. Ortadoğu bağlamında da ABD'nin genel politika setinde önümüzde iki tane temel başlık çıkıyor. Bir tanesi ABD dış politikası için hiç vazgeçilmeyecek olan hiç değişmeyecek olan İsrail'in güvenliğini takip etme. Mümkünse de işgali burada tutma, genişletilmeye çalışılan işgalin alanını garantileme ve Abraham Antlaşmaları üzerinden İsrail'in koruma kalkanına sahip olmasını sağlama.” dedi.
"Vekil Güçlerin Tasfiyesi ve İran Denklemi"
Washington’un ikinci temel hedefinin bölgedeki vekalet savaşlarını sona erdirmek olduğunu kaydeden Babacan, şu ifadeleri kullandı: “İkinci ayağına geldiğimizde ABD, bölgedeki vekil güçlerden bölgeyi tabiri caizse tamamen temizleyerek buraya ilişkin kendi nüfuz ve etki alanının içerisinde oluşabilecek bir istikrar havzası parantezinde bakmak istiyor. Bu aynı zamanda Rusya'yı ve Çin'i Ortadoğu Basra-Hürmüz hattından uzak tutmayla da ilişkili bir şey. İran'ın etkisizleşmesi ABD açısından stratejik bir yönelimdir. Bu durum ABD'nin yeni bir petrol ve doğal kaynak hattına, dünya mal ticaretinin en önemli ayaklarından biri olan Hürmüz hattına angaje olması demektir.”
Türkiye'nin "İlmek İlmek" İşlediği Diplomasi
Türkiye'nin bölgesel bir savaşı önlemek için Haziran ayından bu yana tüm kurumlarıyla sahada olduğunu hatırlatan Babacan; “Türkiye hem Cumhurbaşkanımız, hem Dışişleri Bakanımız, hem istihbarat, hem milli savunma tarafımız bu meseleyi Haziran'dan itibaren ilmek ilmek işliyor. Bizim bütün politikalarımız, olası senaryoların en kötüsü olan bölgesel yayılma ve çatışma durumunun engellenmesi için kurgulanmıştır. Cenevre'de İran Dışişleri Bakanı ile yapılacak görüşmeler de bu diplomasi sürecinin bir parçasıdır. Katar, Mısır ve Suudi Arabistan gibi aktörler de bu sürecin içerisinde yer alıyor.” şeklinde konuştu.
Babacan, Trump yönetiminin iç siyasi dengeler ve ara seçimler nedeniyle Orta Doğu’da uzun vadeli bir "bataklığa" saplanmaktan kaçınacağını ancak İran üzerindeki maksimalist taleplerinden de kolay vazgeçmeyeceğini dile getirdi.
Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com



































