SON DAKİKA
Reklam

Herkes Gittiğini Sanacak, Oysa Hüseyin Bu Şehirde Kalacak

Herkes Gittiğini Sanacak, Oysa Hüseyin Bu Şehirde Kalacak
A- A+
Reklam

Bir Hüseyin geçti bu dünyadan…

Kimseye zararı dokunmadan, kimse hakkında kötülük düşünmeden, kimsenin ekmeğine göz dikmeden yaşadı ve gitti.

Bir Hüseyin geçti Malatya’dan…

Malatya Çarşısı’nın gülüydü o. Her mevsim açan, soğuğa da sıcağa da direnen, üzerine ne kadar toz konarsa konsun rengini kaybetmeyen bir çiçekti.

Geceleri gazete matbaalarının ışığı, gündüzleri gazete bürolarının muhabbetiydi. Çarşı esnafının aynası, gazetecilerin dostu, Malatyalıların has evladıydı.

Makamı yoktu.

Parası yoktu.

Koruması, arabası, arkasında kalabalık orduları yoktu.

Ama bu şehirde siyaset yapan nice insandan daha fazla iz bıraktı. Çünkü onun hesabı yoktu. Çıkar peşinde koşmadı. Kimsenin hakkına el uzatmadı. Bir selamı, bir tebessümü ve kendine has o kocaman dünyası vardı.

Malatya’nın gerçek kahramanlarından biriydi Hüseyin.

Bazen öyle konuşurdu ki karşısında yıllarca kitap okumuş bir filozof var sanırdınız. Bir cümle kurar, önce güldürür, sonra düşündürür, ardından da insanı kendi vicdanıyla baş başa bırakırdı.

Hırsızlara karşı korkusuz bir savcı gibiydi.

Çalana, çırpana, yetimin hakkına el uzatana karşı sözleriyle hüküm veren bir hâkimdi. Kimseden çekinmezdi. Doğru bildiğini, karşısındaki kim olursa olsun söylerdi.

Çünkü korkusu yoktu.

Kaybedecek makamı, bozulacak ihalesi, elinden alınacak koltuğu yoktu.

Onun yalnızca onuru vardı.

O onuru da bu dünyadan giderken yanında götürdü.

Samimiydi Hüseyin.

İçtendi.

Zararsızdı.

Selam verir, selam alırdı. Bir insanın gözlerine bakarak konuşurdu. Karanlık gecelerde Malatya’nın ışığı yanmayan sokaklarında tek başına yürür, sanki o sokakların yanan lambası olurdu.

Kim nasıl görürse görsün…

Kim ne düşünürse düşünsün…

Hüseyin bu şehrin hafızasında yaşayacak.

Çünkü bazı insanlar büyük binalar yaptırarak değil, büyük sofralar kurarak değil, insanlara nasıl davrandıklarıyla hatırlanır. Hüseyin’in zenginliği cebinde değil, yüreğindeydi.

Malatya basını bir dostunu kaybetti.

Gazeteciler bir arkadaşını, bir yoldaşını kaybetti.

Çarşı esnafı her sabah gördüğü tanıdık bir yüzü, her akşam duyduğu samimi bir sesi kaybetti.

Biz ise nice filozofa taş çıkartacak şakalarını, ansızın söylediği o derin sözlerini ve dünyayı kendine özgü biçimde yorumlayışını kaybettik.

Özleyeceğiz seni Hüseyin.

Hem de çok özleyeceğiz.

Senin ayrı bir özelliğin daha vardı. Öyle herkese el açmazdın. Herkesin önünde eğilmezdin. Yokluğun içinde bile dik dururdun.

Öyle dik bir adamdın işte…

Ah be Hüseyin!

Seni kaybetmiş olmak gerçekten yaktı içimizi.

Sen aynı zamanda çarşının merhamet sembolüydün. İnsanlar seni gördüğünde yalnızca bir insanı değil, Malatya’nın eski günlerinden kalmış temiz bir hatırayı görürdü.

Şu depremden sonra Malatya Çarşısı’nda gezemedin ya…

İşte o biraz koydu be Hüseyin.

O çarşı senin evindi.

Dar sokakları, eski dükkânları, gazete büroları, matbaaları, çay ocakları ve esnafın sesi senin dünyandı.

Şimdi yeniden kuruluyor çarşı.

Yeni binalar yükseliyor, yeni yollar açılıyor, yeni dükkânlar hazırlanıyor.

Ama sen yoksun.

Oysa şu yeni çarşıda yürümek senin de hakkındı Hüseyin.

Bir dükkânın önünde durup esnafla şakalaşmak, gazete bürolarına uğramak, “Nasılsınız?” diye sormak, akşam karanlığında ağır ağır evine doğru yürümek senin de hakkındı.

Şu çarşı senin bir gülüşüne daha şahit olmalıydı be Hüseyin.

Yeni çarşının kaldırımlarında ayak izlerin kalmalıydı.

Yeni dükkânların önünde sesin duyulmalıydı.

Gazete bürolarının kapısından bir kez daha içeri girmeliydin.

Hem çarşının altyapısı da biraz iyi gibi…

Belki bu kez karanlık caddelerde karanlıkta yürümezdin Hüseyin.

Belki lambalar yanardı.

Belki yollar düzgün olurdu.

Belki biz yine seni görür, selamını alır, şakalarına gülerdik.

Ama olmadı.

Sen yeni çarşıyı göremedin.

Yeni çarşı da seni göremedi.

Güle güle Hüseyin…

Dostun, dostumuz Haydar Karaduman’a selam söyle.

Raşit ağabeye, Sarı Hüseyin’e, Lütfi Usta’ya, Şerefettin ağabeye, Cemal Arslan ağabeye, Mehmet Usta’ya selam söyle.

Onlar artık yalnız değil.

Sen gittin, onlara yoldaş oldun.

Ama biz burada sensiz kaldık Hüseyin.

Malatya Çarşısı şimdi bir dost eksik…

Gazete büroları bir kahkaha eksik…

Matbaaların ışığı biraz daha soluk…

Malatya’nın geceleri biraz daha karanlık…

Bir Hüseyin geçti bu dünyadan.

Zararsız, hesapsız, çıkarsız ve tertemiz…

Geriye bir selam, bir gülüş, binlerce hatıra bırakarak geçti.

Mekânın cennet olsun Hüseyin.

Bu şehir seni unutmayacak.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Burhan KARADUMAN yazıları

Çok okunanlar