SON DAKİKA
Özhanlar Mobilya
CUMA  HUTBELERİ

RAMAZAN, CAMİ VE HAYAT

A- A+

Tarih: 20.02.2026

 

Muhterem Müslümanlar!

Cenâb-ı Hakk’a sonsuz hamd ve sena olsun ki, on bir ayın sultanı Ramazan-ı şerife kavuştuk. Ramazan-ı şerif; Yüce Rabbimizin rahmet ve mağfiretinin üzerimize sağanak sağanak yağdığı, bereket ve inayetinin evlerimizden sokaklara taştığı müstesna bir zaman dilimidir. Günlük koşuşturma içinde yıpranan iç dünyamızı onaran, hayatımıza anlam katan bir mekteptir. Ramazan-ı şerif; gönüllerimize inşirah vermek, kulluğumuzu sırat-ı müstakim üzere tahkim etmek için bizlere sunulmuş büyük bir nimettir. Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı hatırlatmak için bizlere bahşedilen kıymetli bir hazinedir.

Aziz Müminler!

Ramazan-ı şerif, bizlere, birçok kazanım sunduğu gibi camilerle aramızdaki bağı yeniden tesis etmek, kuvvetlendirmek ve geliştirmek için de nice fırsat sunmaktadır. Ramazan-ı şerif; ezanları, mukabeleleri, ilim halkaları, teravihleri ve avlusunda kurulan iftar sofralarıyla cami merkezli bir hayatı inşa ve ihya etmemize vesile olmaktadır. Zira camiler; medeniyetimizin beşiği, şehirlerimizin kalbidir. Camiler; imanı ahlakla, ibadeti bilinçle, bilgiyi hikmetle, kulluğu sorumlulukla yoğuran mukaddes yerlerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, “Camiler, beldelerin Allah’a en sevimli olan mekânlarıdır.”[1]

Değerli Müslümanlar!

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan sakınan kimseler imar ederler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”[2] Camileri imar etmek, sadece onları inşa etmek değildir. Camileri imar etmek; aynı safta omuz omuza huzura varabilmektir. Camilerin kubbeleri altında, minarelerin gölgesinde birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuruna erebilmektir. 

Kıymetli Müminler!

Aile bağlarının zayıfladığı, akraba ve komşuluk ilişkilerinin tükenme noktasına geldiği bir çağda yaşıyoruz. İnsan, günden güne yalnızlaşmakta, kalabalıklar içinde kimsesiz kalmaktadır. Dünya nimetlerine aşırı meyletmenin yol açtığı huzursuzluk, kişinin; hayatı dünyadan ibaret görmesine, maneviyattan uzaklaşmasına sebep olmaktadır. Yaşadığımız bütün bu sıkıntıların çaresi ise; cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirmekten, İslam’ın evrensel hakikatlerini, bizi biz yapan değerleri yeniden gündemimize taşımaktan geçmektedir.

Aziz Müslümanlar!

Ramazan-ı şerifin huzur veren manevî havasından daha fazla istifade edebilirsek özümüze dönebilir, kulluk şuurumuzu canlı tutabiliriz. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında Ramazan ayına dair güzel hatıralar biriktirebilirsek geleceğe güvenle bakmalarına yardımcı olabiliriz. Vaktin merkezine namazı, hayatın merkezine camiyi yerleştirebilirsek dünya ve ahiret saadetini elde edebiliriz.

Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu müjdesiyle bitiriyoruz: “Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında, attığı bir adımı için kendisine bir sevap yazılır, diğer adımı için de kendisinden bir günah silinir.”[3]


 

[1] Müslim, Mesâcid, 288.

[2] Tevbe, 9/18.

[3] Nesâî, Mesâcid, 14.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

 

 

 

 

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

CUMA HUTBELERİ yazıları

Çok okunanlar