TOPLUMUN GÜVENİNİ ÇALMANIN BİR CEZASI VAR MI?

Asuman Sarıtaç
Maldia Ortak Akıl ve İrade Derneği Kurucu Başkanı
Para gider, yerine yenisi gelir.
Bina yıkılır, yeniden yapılır.
Ama güven yıkıldı mı, işte onu ayağa kaldırmak uzun yıllar sürer.
Bugün günlerdir konuşulan iddialar yüzünden insanların aklındaki soru para değil. Kimse “Kaç milyon lira?” diye tartışmıyor artık. İnsanların dilindeki tek soru şu;
“Biz hangi derneğe, hangi sivil toplum kuruluşuna, kime güveneceğiz?”
Deprem olduğunda bu millet bir destan yazdı. Kimisi maaşının yarısını gönderdi, kimisi çocuğunun kumbarasını kırdı, kimisi evine alacağı koltuktan vazgeçti. Çünkü mesele para değildi; vicdandı, merhametti.
O vicdanın ve merhametin adreslerinden biri de Ahbap’tı.
İnsanlar, “Haluk Levent varsa gözüm arkada kalmaz.” diyerek bağış yaptı. Kimse makbuz sormadı, kimse hesap cetveli istemedi. Çünkü ortada bir güven algısı vardı.
Şimdi ortaya atılan iddialar doğruysa, kaybedilen şey sadece para değildir. Kaybedilen şey maalesef ki, milyonlarca insanın iyiliğe olan inancıdır.
İşte bunun telafisi yoktur.
Yarın başka bir deprem olacak. Başka bir sel felaketi yaşanacak. Başka bir çocuk tedavi bekleyecek. Yardım kampanyası açılacak. Ama bu kez insanlar ellerini ceplerine atmadan önce iki kez düşünecek.
“Ya bunlar da aynıysa?”
İşte en büyük yıkım budur.
Çünkü bir kişinin yaptığı iddia edilen hata, dürüst çalışan yüzlerce derneğin de sırtına yük olur. Hiçbir suçu olmayan insanlar da aynı şüpheyle karşı karşıya kalır.
Bakınız bu ülkenin en çok ihtiyacı olan şey para değil, güvendir.
Güven öyle kolay kazanılmıyor. Yıllarca emek veriyorsunuz, gecenizi gündüzünüze katıyorsunuz, insanların gönlüne giriyorsunuz. Sonra biri çıkıp nefsine yeniliyor, bir soruşturma başlıyor ve yılların emeği birkaç günde yerle bir oluyor.
Elbette son sözü mahkemeler söyleyecek. Suç vardır ya da yoktur; buna hukuk karar verecek. Ama ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var.
Toplumun güveni çok ağır bir yara aldı.
Bir yardım kuruluşunun en büyük sermayesi banka hesabındaki para değildir. İnsanların o derneğe inanması, güvenmesidir. O inanç sarsıldığı an, banka hesabındaki milyonların da hiçbir anlamı kalmaz.
İşte bu yüzden mesele birkaç milyon lira değildir.
Mesele, insanların bir daha “Ben bu yardımı gönül rahatlığıyla yapabilirim.” diyebilmesidir.
Çünkü paranın kaybı telafi edilir.
Ama güvenini kaybeden bir toplumun yarasını sarmak, hiçbir parayla mümkün değildir.

































