
Malatya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gastronomi Festivali kapsamında, Yüzüncü Yıl Kent Parkı Gastronomi ve Kültür Sokağı’nda “Malatya’nın Gastronomi Vizyonu: Yerelden Dünyaya Lezzet Yolculuğu” başlıklı panel gerçekleştirildi.
Panele katılan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Malatya’nın tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerinin dünyaya tanıtılması için çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
Er, kentin geçmişte olduğu gibi yeniden bölgenin öne çıkan şehirlerinden biri haline gelmesi amacıyla sanayiden ekonomiye, turizmden kültüre, spordan gastronomiye kadar birçok alanda çalışma yaptıklarını ifade etti.
“Geleceğin Malatya’sını inşa ediyoruz”
Malatya’nın geçmişte “Doğu’nun Paris’i” olarak anıldığını hatırlatan Başkan Er, kentin tarihi, kültürel ve insani değerleriyle daha fazla öne çıkması gerektiğini belirtti.
Malatya’nın geçmişte bölgenin en gelişmiş şehirlerinden biri olduğunu ifade eden Er, sosyoekonomik nedenlerin yanı sıra 6 Şubat depremlerinin de şehri ciddi şekilde etkilediğini kaydetti.
Depremin ardından devletin tüm kurumlarıyla Malatya’nın yeniden ayağa kaldırılması için çalışma yürütüldüğünü belirten Er, “Sadece depremin yaralarını sarmadık, geleceğin Malatya’sını inşa ettik ve inşa etmeye devam ediyoruz” dedi.
Konutlardan altyapıya, ulaşım yatırımlarından sosyal donatı alanlarına kadar kentin birçok noktasında çalışmalar gerçekleştirildiğini aktaran Er, Malatya’nın ulaşım altyapısının yeni yollar, bulvarlar, genişletilmiş güzergâhlar ve raylı sistem projeleriyle güçlendirildiğini söyledi.
63 noktada spor tesisi
Göreve geldikleri günden itibaren “Malatya’yı sporun ve kültürün şehri yapacağız” hedefiyle hareket ettiklerini ifade eden Er, 63 ayrı noktada spor tesisi yapımının sürdüğünü belirtti.
Gençlere yönelik yatırımların yalnızca spor tesislerinden oluşmadığını kaydeden Er, Malatya Şehir Kütüphanesi başta olmak üzere çok sayıda kütüphane projesini hayata geçirdiklerini söyledi.
Başkan Er, “Geleceğin gençliğini de inşa etmemiz gerekiyor. Geleceğin nesline, geleceğin hayatını sunmamız gerekiyor. Bu nedenle gençlerimize yönelik spor ve kültür tesislerini çok önemsiyoruz” diye konuştu.
Malatya’nın sanayi, ekonomi, ticaret ve turizm alanlarında hak ettiği konuma ulaşması için çalışma yürüttüklerini belirten Er, turizm çalıştayında ortaya çıkan sonuçların da kentin turizm vizyonuna katkı sağlayacağını ifade etti.
“Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız”
Malatya’nın turizm potansiyelinin yüksek olduğunu belirten Başkan Er, çevre illerle birlikte oluşturulacak destinasyonlar sayesinde kentin daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğini söyledi.
Bu hedef doğrultusunda sportif ve kültürel organizasyonların önemine dikkati çeken Er, Arslantepe Uluslararası Yarı Maratonu, Kayısı Festivali ve Uluslararası Beydağı Dağ Bisikleti Yarışı gibi etkinliklerin Malatya’nın tanıtımına katkı sunduğunu ifade etti.
Kültür Yolu Festivali’nin de bu çalışmaların önemli bir parçası olduğunu kaydeden Er, önümüzdeki dönemde uluslararası satranç turnuvası başta olmak üzere farklı organizasyonların da düzenleneceğini söyledi.
Başkan Er, “Malatya’yı festivaller ve fuarlar şehri yapacağız. Buradaki temel amacımız Malatya’nın turizmine yön vermek ve şehrimize daha çok misafir gelmesini sağlamak” dedi.
“Malatya mutfağının hak ettiği yere gelmesini istiyoruz”
Malatya’nın turizm vizyonunda gastronominin önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Er, kentin zengin mutfak kültürünün henüz hak ettiği ölçüde tanınmadığını söyledi.
Gastronomi alanındaki çalışmalara katkılarından dolayı şef ve gastronomi araştırmacısı Ömür Akkor’a teşekkür eden Er, Akkor’un Malatya’nın tanıtımına katkı sunduğunu belirtti.
Kültür Yolu Festivali kapsamında gastronominin de festival programına dahil edilmesini önemli bir fırsat olarak değerlendiren Er, Malatya’nın yöresel yemeklerinin daha geniş kitlelere tanıtılması için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.
Gastronomi Merkezi’nde yöresel lezzetler sunulacak
Başkan Sami Er, açılışı gerçekleştirilen Gastronomi Merkezi’nin Malatya mutfağının tanıtımında önemli bir görev üstleneceğini söyledi.
Merkezde Malatya’nın geleneksel yemeklerinin ziyaretçilerle buluşturulacağını belirten Er; kiraz yaprağı sarması, analı kızlı, kayısı, kayısı çekirdeği kahvesi, Akçadağ kömbesi, Arapgir tandır kebabı, tava ve kâğıt kebabı gibi çok sayıda yöresel ürünün hazırlanacağını ifade etti.
Gastronomi Merkezi’nin yanı sıra Malatya Mutfak Sanatları Merkezi’nin de kurulacağını açıklayan Er, iki yapının koordineli şekilde çalışacağını bildirdi.
Malatya’nın gastronomi alanında önemli bir destinasyon olabileceğine inandığını ifade eden Er, “Dünyanın başka bir ülkesinden insanlar kalkıp bir şehrin lezzetlerini tatmaya gidiyor. Bunu en iyi bilen Ömür Akkor kardeşimdir. İnşallah biz de bunu Malatya’da gerçekleştireceğiz” dedi.
Başkan Er, Malatya’nın gastronomi alanında hak ettiği noktaya ulaşması için katkı sunan şeflere, çalışma arkadaşlarına ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Vali Yavuz: Gastronomi turizm markalaşmasında önemli bir avantaj
Malatya Valisi Seddar Yavuz da Malatya’nın kadim bir tarihe sahip olduğunu, birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını ve zengin bir kültürel miras barındırdığını söyledi.
Şehrin sahip olduğu insan kaynağı ve tarihi değerlerin turizm potansiyeliyle buluşturulacağını ifade eden Yavuz, turizmin önemli unsurlarından birinin gastronomi olduğunu belirtti.
Vali Yavuz, Malatya’nın zengin mutfağının kentin turizm alanındaki markalaşma sürecinde önemli bir avantaj oluşturduğunu kaydetti.
Ömür Akkor: Malatya’nın 6 bin yıllık yemek kültürü var
Şef ve gastronomi araştırmacısı Ömür Akkor ise Malatya’nın yalnızca kayısısıyla değil, 6 bin yıllık yemek kültürü, geleneksel ürünleri ve kendine özgü lezzetleriyle dünya gastronomisinde önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.
Malatya’nın gastronomi değerlerinin markalaştırılması gerektiğini belirten Akkor, “2030 Malatya” vizyonu çerçevesinde kentin gastronomi mirasının etap etap dünyaya tanıtılabileceğini ifade etti.
Malatya’nın gastronomik çeşitliliğinin dünyada benzerine az rastlanır bir zenginlik olduğunu belirten Akkor, “Dünyanın herhangi bir yerinde Malatya’da yediğiniz bir yemeğin benzerini bile göremiyorsunuz. Yandım Çavuş ayranını dünyanın başka bir yerinde içemiyorsunuz. Dünyanın geri kalanında herkesin tükettiği ürünler var ama artık insanlar herkesin tükettiğini değil, kendine özgü olanı arıyor” dedi.
Kuyu kebabı Damascus çeliğiyle kesildi
Panelin ardından, geleneksel yöntemlerle ürettiği Şam Çeliği, diğer adıyla Damascus tekniğiyle Türkiye’de bu geleneğin son temsilcilerinden biri olan ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ödülü bulunan Yusuf Bayyiğit, kendi ürettiği Damascus çeliğiyle kuyu kebabının kesimini gerçekleştirdi.
Kesilen kebap, festival alanındaki vatandaşlara ikram edildi.
KAYNAK: malatyayenises.com


































