TEŞHİRCİLİK

Teşhirciliğin diğer bir adı sapkınlıktır. İnsanları hayvanlardan ayıran temel özellikler: 1- Utanma, 2- İnanç, 3- Aile mefhumu. Bu temel maddelerin dışında hayvanlar da yer, içer, uyur ve çiftleşerek nesillerini devam ettirirler. Utanma, edep ve hayâ mefhumunu kaybeden insanda inanç da olmaz, aile mefhumu da olmaz. Hele bu utanma duygusu yerini teşhirciliğe bırakmışsa, erkek olsun kadın olsun, bu şahsın bazı insani vasıflarını kaybetmiş olduğunu söyleyebiliriz.
Günümüzde kutsal evlilik mefhumu evciliğe dönüşmüştür. Ne yazık ki kanunlarımız da bu rezalete çanak tutmaktadır. Resmî evlilikler azaldıkça toplumumuzda zina ona orantılı olarak çoğalacak ve babası belli olmayan bir nesil bu dünyada arzıendam edecektir. Halkımızın "veledi zina ürünü" dediği bu nesilde millî ve manevi duygular olmayacaktır.
Dünyada yaşayan bütün insanların inancı ne olursa olsun (Hristiyan, Yahudi, Putperest, Mecusi, Budist vb.) adam öldürmeyi, ırza geçmeyi, gaspı, hırsızlığı, yağmayı, talanı ve hak yemeyi yanlış ve inançları gereği günah olarak görürler. İslam dini bunların dışında kumar, içki ve faizi de günah olarak eklemiştir. Toplumumuzda sapık erkekler olduğu gibi sapkın kadınlar daha çoktur. Bir atasözümüz der ki: "Edep bütün insanlara lazım ama kadına daha çok yakışıyor."
Mevsimin yaz ve sıcak olmasını fırsat bilen bazı sapkın kadınlar; yatak kıyafeti dahi olamayacak bir şekilde, halk diliyle bir don ve bir sütyen giyerek çarşı pazarda teşhircilik yaparken kendilerini "modern bayan" olarak lanse ediyorlar. Günümüzde bazı erkekler de don ve iç çamaşırı görünümlü kıyafet giyerek teşhircilik yapıp çarşı pazar gezmeye başladılar.
Sahil vilayetlerimizin birinde caddede sütyensiz gezen, bayan görünümlü bir yaratık gördüm. Öyle tahmin ediyorum ki kısa bir süre sonra utanma erdemliğini kaybetmiş insan görünümlü bazı yaratıkları diğer illerde de sütyensiz gezip teşhircilik yaparken göreceğiz. İstanbul’un Beyoğlu semti, Türkiye'de ayrıcalığı olan bir bölgedir. Osmanlı Devleti döneminde Beyoğlu ve çevresinde içkili meyhaneler olduğu gibi içki satan dükkânlar da vardı. 1966-1967 yıllarında bir bayan, mini etek giyerek Beyoğlu Caddesi'nde gezmeye çıkmış; bir kahvehane önünden geçerken orada bulunan halk yüzüne tükürerek onu linç etmek istemiş, bir gazeteci de bu rezaletin resmini çekip gazetenin birinci sayfasında neşretmişti.
Günümüzde mini etek normal bir kıyafet olarak görülürken bir don ve sütyen furyası başını almış gidiyor. Öyle tahmin ediyorum ki bu yatak kıyafeti ile teşhircilik eden bazı kızların babası hacı veya hoca da olabilir. Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre teşhircilik bir suç olmasına rağmen bu yatak kıyafetini giyip çarşı pazar gezen kadın ve erkekler hakkında niye kanuni işlem yapılmıyor?

































