Malatya’da 18-68 yaş arası depremzedeler üzerinde yapılan kapsamlı araştırma, felaketin ruhsal izlerini ortaya koydu. Akademisyen Ahmet Faruk Gündoğar’ın çalışmasına göre, gençlerde ve kadınlarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu oranları çok daha yüksek seyrediyor.
Malatya – İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı bünyesinde hazırlanan "6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremlerinin Depremzedeler Üzerindeki Psikolojik Etkisi: Malatya Örneği" başlıklı yüksek lisans çalışması tamamlandı. Ahmet Faruk Gündoğar tarafından yürütülen araştırma; depremin Malatya özelinde yarattığı Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), anksiyete, psikolojik sağlamlık ve belirsizliğe tahammülsüzlük gibi faktörleri bilimsel verilerle gözler önüne serdi.
Araştırma kapsamında Malatya’da yaşayan 18-68 yaş aralığındaki 407 katılımcıdan elde edilen veriler analiz edildi. Çalışmanın sonuçlarına göre; depremde yakınlarını kaybeden, evi yıkılan veya ağır hasar alan bireylerin TSSB ve anksiyete düzeyleri, kayıp yaşamayanlara oranla çok daha yüksek seviyelerde ölçüldü. Özellikle 18-45 yaş grubundaki genç yetişkinlerin, 46-68 yaş grubuna göre psikolojik açıdan daha fazla sarsıldığı tespit edildi.
Gençler ve Kadınlar Daha Fazla Etkilendi
Araştırmada öne çıkan en çarpıcı bulgulardan biri, yaş ve cinsiyet değişkenlerinin travma üzerindeki etkisi oldu. Gündoğar, yaşlı bireylerin geçmiş tecrübeleri ve psikolojik olgunlukları sayesinde süreci daha yapıcı yönettiğini ancak gençlerin daha fazla panik ve kaçınma stratejisi geliştirdiğini saptadı. Kadın depremzedelerin ise erkeklere oranla daha yüksek düzeyde psikopatolojik tablo sergilediği, uyku problemleri ve yoğun kaygı yaşadıkları görüldü.
Sosyo-Ekonomik Durum Psikolojik Sağlamlığı Etkiliyor
Çalışma, gelir düzeyinin travma ile başa çıkma konusunda belirleyici bir unsur olduğunu kanıtladı. Gelir seviyesi yüksek olan depremzedelerin, barınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçlara daha hızlı erişebilmeleri sayesinde psikolojik sağlamlıklarının daha yüksek olduğu belirlendi. Buna karşın, düşük gelirli bireylerin belirsizliğe karşı tahammüllerinin daha az olduğu ve yoğun gelecek kaygısı taşıdıkları kaydedildi.
"Psikososyal Destek İyileşmeyi Hızlandırıyor"
Katılımcıların büyük çoğunluğunun profesyonel destek alma isteği taşıdığı ancak çok az bir kısmının bu hizmete ulaşabildiği vurgulandı. Araştırma sonucunda şu değerlendirmelere yer verildi:
"Veri analizleri ve yorumlamaları sonucunda Malatya’daki depremzedelerin Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve anksiyete düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yakınlarını kaybeden depremzedeler ile mal-mülk kapsamında kayıp yaşayan ve zarar gören depremzedeler, diğer depremzedelere göre daha yüksek Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve anksiyete düzeyi göstermişlerdir. Deprem sonrası ilk zamanlarda ortaya çıkan barınma, beslenme, güvenlik ve ulaşım unsurlarındaki problemler ile yeniden deprem olma ihtimaline karşı duyulan kaygı ve yeni hayat düzeninin nasıl oluşturulabileceğine yönelik tedirginlik, genel olarak depremzedelerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve anksiyete düzeylerinin yükselmesine neden olmuştur. Yüksek düzeydeki Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve anksiyete durumlarının iyileşmesinde, psikososyal destek alabilen depremzedeler, psikososyal destek almak istemeyen depremzedelere göre daha çok randıman almışlardır."
Gelecek İçin Müdahale Önerisi
Çalışmanın sonuç bölümünde, deprem sonrası bozulan ruh sağlığının düzeltilmesi için sürdürülebilir ve erişilebilir psikososyal müdahale programlarının geliştirilmesi gerektiği ifade edildi. Özellikle yalnızlık hissi yaşayan bekar bireyler, kayıp yaşayanlar ve düşük gelirli gruplar için özel destek mekanizmalarının kurulmasının hayati önem taşıdığına işaret edildi.
Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com


































