Reklam
SON DAKİKA
Özhanlar Mobilya
Reklam

Kayısıyı Kurtaracak Siyasetçinin Şeftaliye "Kayısı" Demesi...

Kayısıyı Kurtaracak Siyasetçinin Şeftaliye "Kayısı" Demesi...
A- A+
Reklam

Malatya... Toprağın bereketten çatladığı, güneşin kayısıyla akraba olduğu yer. Yaklaşık 2 yıl önce, Malatya'da bir  “Siyaset Şahsiyeti” çiftçinin sorunlarıın görüşmek ve istişarelerde bulunmak üzere Gündrüzbey'de Ziraat Odaları temsilcileri ile bir toplantı yapar.  Amacı büyük: Çiftçinin derdini dinleyecek, kayısının makus talihini yenecek, "stratejik" çözümler üretecek!

Çiftçiler heyecanlı. Zira karşılarındaki siyasetçi,  memleketin her karış toprağını bildiğini iddia edenlerden. Bahçe süpürülmüş, masalar donatılmış. Masada ne ararsan var; kirazı, eriği, şeftalisi... masada nereden baksan 7-8 çeşit meyveden oluşan tabaklar konulmuş.

Siyasetçi, üzerinde 1960 model elbesiseylemasaya bir "kibir abidesi" gibi çöker. Etrafına bakışı, sanırsın tebaasını selamlayan bir güç abidesi! Yüzünde, halkla birleşmenin verdiği o meşhur "sahte gülücük" maskesi...

Rüzgar eser, bizimkinin özenle taranmış saçları hafifçe dağılır. Bir eliyle saçını düzeltirken, diğer eliyle masanın ortasındaki tabağa, en iri, en tüylü meyveye uzanır. Meyveyi parmaklarının ucunda zarifçe tutar, gözlerini kısıp hayranlıkla süzerek patlatır bombayı:

"Aaaa! Gerçekten ne kadar da güzel bir kayısı bu!"

Masadaki çiftçi temsilcilerinin boğazına o an bir lokma takılır. Ortam bir anda buz keser. Çiftçiler birbirine bakar, sonra meyveye bakarlar. Meyve, bildiğin erkenci şeftali! Şeftali, "Ben şeftaliyim!" diye bağırıyor ama Malatyalı o siyasetçi "uzman" ısrarlı.

Kimse bir şey dememiş önce. Çünkü Anadolu insanı misafirine hemen mahcup etmez. 

İçlerinden en yaşlı çiftçi, bıyığını sıvazlayıp yavaşça yanındakine eğilmiş:

— Bu yine iyi, demiş.
 

Nesi iyi? demiş öteki.


— Hiç olmazsa eriğe karpuz demedi.

Bizim siyasetçi, etrafındaki o derin sessizliği "hayranlık" sanır. Saçını bir kez daha arkaya atıp, daha büyük bir özgüvenle meyveyi havaya kaldırır:

-"Aaaaa…, Vallahi billahi, ben bu kadar güzel, bu kadar büyük kayısı görmedim. Maşallah, Malatya toprağı işte!"

Meyve tabağındaki şeftali, utancından daha da kızarır ama siyasetçide kızarma yoktur. 

Çiftçiler ise cin çarpmışa dönmüştür. Bir tanesi yanındakinin kulağına eğilir, fısıldar:

-"Daha kayısıyı şeftaliden ayıramıyor, tutmuş bizim kayısının sorununu çözecek! Şeftaliye 'kayısı' diyen, yarın bizim tarlaya da 'deniz' der, bizi de susuzluktan öldürür bu!"

Siyasetçi konuşmuş, konuşmuş… Desteklerden bahsetmiş, projelerden bahsetmiş, vizyondan, misyondan, ihracattan, kalkınmadan söz etmiş. Masadaki çiftçi ise bir yandan donu, doluyu, ilacı, mazotu, borcu, kuruyan ağacı, düşen verimi düşünüyormuş. Çünkü biri meyveyi isimden tanıyormuş, öbürü geçimden.

Toplantı bitmiş. Siyasetçi arabasına binip gitmiş. Arkasından toz kalkmış. Çiftçiler bir süre sessiz durmuş. Sonra içlerinden biri dayanamayıp demiş ki:

— Arkadaşlar, bugün önemli bir şey öğrendik.
— Ne öğrendik?
— Memleketin kayısısını kurtarmak için önce masadaki şeftaliyi kurtarmak gerekiyormuş.

Hepsi gülmüş. Gülmüşler ama o gülüşün içinde biraz öfke, biraz yorgunluk, biraz da memleketin haline alışmışlığın acısı varmış.

İşte bizim memleketin özeti budur: Masadaki meyveyi tanımayanlar, o meyvenin pazarını kurmaya kalkarlar. Şeftalinin tüyleri arasında kayısı arayan o "kibir," aslında halkın gerçeğine ne kadar uzak olduğunun resmidir.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Kayısı Çekirdeği yazıları

Çok okunanlar