Malatya - Resmî Gazete’nin 5 Nisan 2026 Pazar tarihli 33215 sayılı nüshasında yayımlanan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı, Malatya 1. İş Mahkemesi’nde görülen toplu iş sözleşmesinden yararlanma tarihine ilişkin davaya dair kanun yararına bozma hükmünü içerdi.
Yargıtay ilamında, esas numarası 2025/8655, karar numarası 2025/9695 olarak yer aldı. İncelenen kararın Malatya 1. İş Mahkemesi’nin 17 Şubat 2025 tarihli, 2022/36 Esas ve 2025/62 Karar sayılı hükmü olduğu belirtildi. Davacı tarafın Emrah Koç vekili Avukat Ahmet Mert Tatar, davalı tarafın ise Malatya Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü olduğu, davanın 26 Ocak 2022 tarihinde açıldığı kaydedildi.
Dosyaya göre davacı vekili, müvekkilinin 2 Nisan 2018 tarihinden itibaren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kadroya geçerek davalı kurumda sosyolog olarak çalıştığını bildirdi. Davalı kurum ile Öz Büro İş Sendikası arasında 1. dönem işletme toplu iş sözleşmesinin 1 Ekim 2021 tarihinde imzalandığını, sözleşmenin yürürlük süresinin 1 Ocak 2021 ile 31 Aralık 2022 tarihleri arası olarak belirlendiğini, müvekkilinin toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yürürlük başlangıç tarihi olan 1 Ocak 2021’den itibaren yararlanmak istediğini belirtti. Dava dilekçesinde, kurumun ise bu yararlanma tarihini talep tarihi olan 8 Ekim 2021 olarak kabul ettiği aktarıldı. Davacı taraf, bu nedenle oluştuğunu ileri sürdüğü bazı fark alacakların tahsilini istedi.
Davalı vekili ise cevabında, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 39/4. maddesinin üçüncü cümlesine dayanarak, dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın talep tarihinden itibaren geçerli olduğunu savundu. Savunmada ayrıca, toplu iş sözleşmesinin “Sözleşme kapsamı ve yararlanma” başlıklı 4. maddesinde de aynı yönde düzenleme bulunduğu ifade edilerek davanın reddi istendi.
Malatya 1. İş Mahkemesi, kararında 3 Mart 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 30 Aralık 2020 tarihli, 2020/57 Esas ve 2020/83 Karar sayılı kararına atıf yaptı. Mahkeme, 6356 sayılı Kanun’un 39/4. maddesindeki “İmza tarihinden önceki talepler imza tarihi itibarıyla hüküm doğurur” cümlesinin iptal edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararında söz konusu düzenlemenin hem olumsuz sendika hakkını hem de toplu iş sözleşmesi hakkını sınırladığı, sendikalar arası rekabeti taraf sendika lehine haksız şekilde bozduğu ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı yönünde değerlendirme yapıldığını belirtti. Bu gerekçeyle, davacının 3 Mart 2021 tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği kabul edilerek dava kabul edildi.
Karar daha sonra Adalet Bakanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363/1. maddesi uyarınca kanun yararına temyiz edildi. Bakanlığın isteminde, 6356 sayılı Kanun’un halen yürürlükte bulunan üçüncü cümlesine göre dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın talep tarihinden itibaren geçerli olduğu, davacının toplu iş sözleşmesinin imza tarihi olan 1 Ekim 2021’den önce yararlanma talebi bulunmadığı, bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının somut davaya etkisinin olmadığı ileri sürüldü. Bakanlık, davacının ancak 8 Ekim 2021’den itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceğini, bu tarihten önceki dönem için açılan davanın reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savundu.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi incelemesinde, uyuşmazlığın işçinin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başlayacağı tarihin belirlenmesi ve buna göre fark alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplandığını kaydetti. Kararda, 6356 sayılı Kanun’un 39/1. maddesine göre toplu iş sözleşmesinden yararlanmanın asli şartının taraf işçi sendikasına üyelik olduğu, sendika üyesi olmayanların ise istisnai durumlarda dayanışma aidatı ya da sendikanın yazılı onayı ile yararlanabileceği vurgulandı. Aynı Kanun’un 39/4. maddesine göre imza sırasında taraf işçi sendikasına üye olmayanların, sonradan işyerine girip üye olmayanların veya imza tarihinde üye olup sonradan ayrılan ya da çıkarılanların dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, bunun için sendika onayının aranmayacağı, ancak yararlanmanın açık biçimde talep tarihinden itibaren geçerli sayıldığı belirtildi.
Yargıtay kararında ayrıca, imza tarihinden önceki dayanışma aidatı taleplerinin imza tarihi itibarıyla hüküm doğuracağına ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, iptal kararının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalarda uygulanmasının zorunlu olduğu ifade edildi. Bununla birlikte, somut olayda davacının dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanma talebinin 8 Ekim 2021 tarihinde yapıldığı, yani toplu iş sözleşmesinin 1 Ekim 2021 tarihli imzasından sonra olduğu tespiti yapıldı. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının davacıya toplu iş sözleşmesinden 1 Ocak 2021 veya 3 Mart 2021’den itibaren yararlanma hakkı vermediği sonucuna varıldı.
Yargıtay, “Davacının sendika dayanışma aidatı ödeyerek yararlanmak için talepte bulunma tarihi olan 08.10.2021 tarihi itibarıyla toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalıdır” değerlendirmesine yer verdi. Bu tespit doğrultusunda, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz istemi kabul edildi ve Malatya 1. İş Mahkemesi’nin kararı, sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozuldu. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine ve dava dosyasının ilk derece mahkemesine iadesine karar verildi. Hükmün 9 Aralık 2025 tarihinde oy birliğiyle verildiği belirtildi.
KAYNAK: malatyayenises.com / malatyagazete.com



































