SON DAKİKA
Reklam

Kıbrıs'ta Neler Oldu?.. Gazze'nin Bugünkü Hali, Kıbrıs'ın Eski Hali …

Kıbrıs'ta Neler Oldu?.. Gazze'nin Bugünkü Hali, Kıbrıs'ın Eski Hali …
A- A+
Reklam

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde yaptığı konuşmasında, Gazze’de gerçekleşen katliamlara, Avrupa Birliği ve birleşmiş milletlerin buna nasıl ve neden sessiz kaldığından bahsederek,  şu anki durumu Kıbrıs’ın eski haline benzetti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde 2023-2024 Akademik Yılı Açılış Törenine katıldı.

Program saygı duruşu, istiklal marşı, üniversite tanıtım filmi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden personel ve öğrenciler için hazırlanan sinevizyon, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Müzik Bölümü öğretim üyeleri piyanoda Dr. Öğr. Üyesi Olcay Korkmaz , kemanda Dr. Öğr. Üyesi Tuna Taşdemir’in sunduğu müzik dinletisi ile başladı.

-“Malatya’ya olan  sevdamı geri çevirmem. Gideceğim. Ve geldim sizlerle beraberiz”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre: “Malatya’mıza tabii ki 6 şubatta büyük bir deprem meydana geldi birçok can kaybımız oldu birçok binalar hasar gördü. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Geride kalan vatandaşlarımız zorluk çeken vatandaşlarımıza devletin zaten şefkatli evlerini Malatya’ya geldikten sonra gördüm. Konteyner kentler prefabrik evler yıkılması beklenen birtakım binalar daha var yıkılan binalar var. Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür. Devletimizin şefkatli eli buralarda vardır. Sayın valimizin konuşmaları da bunu zaten ifade ediyor. Büyükşehir belediye başkan vekilimizi ziyaret ettim onların da gayretlerini gördüm. Battalgazi belediye başkanımızı ziyaret ettim onların da gayretlerini gördüm. 2. Ordu Komutanımızla da  görüştük, orada da hep deprem konularını konuştuk. Cenabı Allah bize bir daha böyle bir acılı deprem inşallah göstermez. Ama depreme karşı da daima hazırlıklı olmak mecburiyetindeyiz. Bizim de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden buralara kadar gelip hayatını kaybeden şampiyon meleklerimiz diye nitelediğimiz 25 tane öğrencimiz. Onların ebeveynleri, antrenörleri ve bazı yerlerde de diğer vatandaşlarımız hayatlarını kaybettiler. Ama toplam kayıp 50 binden fazla, resmi olarak bilinen rakam. Bu çok büyük bir rakam dolayısı ile dikkatli olmamız lazım yeni bir depreme karşı hızla hazırlanmak lazım. Deprem olmayacak, inanıyoruz inşallah olmaz. Ama sarsıntılar görüyorsunuz devam ediyor. Geçen 5,2 büyüklüğünde deprem olunca Malatya gezini iptal eder misin diye soru soranlar oldu ben dedim ki hayır, Malatya’ya olan  sevdamı geri çevirmem. Gideceğim. Ve geldim sizlerle beraberiz.” dedi.

-“Biz Osmanlı devleti gelecek diye beklerken gelemediler. Osmanlı Türk askerleri adadan çekilirken bir gün tekrar gelirsiniz diye biz onlara güle güle demedik, onlar da bize elveda demediler”

Töre konuşmasında şu ifadeleri kaydetti;  “İster Kıbrıs’ta yaşayalım ister Bakü’de, ister Selanik’te, ister Malatya’da, ister Ankara’da ister Diyarbakır’da biz ne mutlu Türküm diyebiliyorsak hepimiz Türk milletinin mensubuyuz. Ben de kendimi Türk milletinin bir vekili olarak görüyorum. Lefkoşa’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde seçime katılan bir kardeşinizim dört dönemdir milletvekiliyim. Ama hiçbir zaman sadece Kıbrıs’ın, Lefkoşa’nın vekili olarak görmedim, Türk milletinin vekiliyim, adı üstünde adı üstünde milletin vekili, millet vekili, Cenabı Allah bize Türk milletinin mensubu olma şerefini bahşetti bu şerefi taşımak herkese göre değildir. Biz Kıbrıslı Türkler 1570’te 71’de Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fethetmesi ile Kıbrıs’a yerleştik. Kimimiz fetih yolu ile yerleştik, kimimiz daha sonra iskân politikalarıyla yerleştik. Nasıl 1974’te tekrar Mehmetçikler geldi daha sonra sivil insanlar yine Kuzey Kıbrıs’a gelip yerleşiyorlarsa Osmanlı dönemi de böyleydi. 307 yıl Kıbrıs adası Osmanlı Devleti’nin hakimiyeti altındaydı. 307 yıl sonra Rusya’nın tehditleri karşısında İngilizlerin de biz size yardım ederiz vaadiyle Kıbrıs adasını istemesiyle Kıbrıs adasının yönetimi yer değiştiriyordu. Biz adaya 65 bin şehit vererek sahip olduk. İngilizler tek bir kurşun atmadan tek bir İngiliz askerinin can kaybı olmadan Kıbrıs'a sahip oldu. Bu yönetim geçici bir yönetimdi. Rusya’nın tehdidi bittikten sonra, İngilizler ada yönetimini tekrar Osmanlı Devleti’ne iade edecekti ama İngilizler kalleşçe düşünüyorlardı. Süveyş Kanalını açacaklar, doğu Akdeniz’i birleştirecekler, Cebelitarık Boğazını kontrol edecekler. Bugün hala Cebelitarık’ta İngiliz sömürgesi vardır. Çanakkale ve İstanbul boğazlarını kontrol edecekler. Kıbrıs adasını da bu işlerde bir kalkan olarak kullanacaklar. Çünkü Kıbrıs adası çok kilit bir yerde. Ve İngilizler 1. Dünya Savaşı çıkınca Osmanlı Devleti ile karşı karşıya kalınca tek taraflı olarak Kıbrıs adasını İngiltere’ye ilhak ettiklerini açıkladılar.1. Dünya Savaşı bittikten sonra da Kıbrıs adası İngiliz yönetimine iyice geçmiş oldu. İngilizler biliyorsunuz Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar, Ermeniler 1. Dünya Savaşında Çanakkale savaşları Çanakkale önlerine kadar geldiler ama o dönemin komutanı Mustafa Kemal ve silah arkadaşları Çanakkale’yi geçilmez hale getirdiler. Fakat Türkiye’nin içinde bulunduğu ittifak devletleri mağlup sayılınca 1. Dünya Savaşında Türkiye’de mağlup sayıldı. Ve bize Sevr Anlaşmasını dayattılar. Mondros ateşkes müzakeresini ve sevr anlaşmasından sonra biliyorsunuz Fransızlar, Yunanlılar, İtalyanlar, İngilizler Anadolu’nun birçok yerini de gelip işgal ettiler, üç kıtada bir cihan milleti olan Türk milleti ve Türk toprakları ufala ufala Anadolu topraklarını da bizim elimizden almaya kalktılar ve Anadolu coğrafyasını da işgale geldiler. Bu işgalde biliyorsunuz Antep Gaziantep oldu, Maraş Kahramanmaraş oldu, Urfa Şanlıurfa oldu. Birçok yerde ta Yunanlılar Polatlı’ya kadar gelip dayandılar ama sununda Fransızlarda, Yunanlılarda, İtalyanlarda, İngilizlerde istiklal savaşından sonra Anadolu coğrafyasını terk ettiler ve daha sonra Türkiye Cumhuriyeti doğdu. Kıbrıs adası Lozan anlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının dışında kaldı. Misakı milli sınırları bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları değildi. Trakya, batı Trakya elimizden gitti. Halep elimizden gitti. Misakı milli sınırlarında Halep’te vardı, Hatay da vardı ama Hatay daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarına girdi. Kerkük, Musul da vardı ama onlar dışarıda kaldı. Netice olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Türk devleti bir Türk cumhuriyeti olarak dışarıda kaldı. İngiliz yönetimi devam ediyordu. Biz Osmanlı devleti gelecek diye beklerken gelemediler. Osmanlı Türk askerleri adadan çekilirken bir gün tekrar gelirsiniz diye biz onlara güle güle demedik, onlar da bize elveda demediler çünkü geçici olarak verildiği söyleniyordu İngilizlere yönetimin. Dolayısı ile Türk askeri bir gün gelecek ne gün gelecek ama gelecek. Neticede Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da artık Türkiye Cumhuriyeti’ni beklemeye başladık. Türk askeri bir gün gelecek ne zaman gelecek direnmeliyiz. Nefesimizi tutmalıyız dayanmalıyız, milli ve manevi kimliklerimizi korumalıyız ve Türkiye’yi beklemeliyiz.”

-“Kıbrıs’ı bir Girit adası yapmak istiyorlar. 1957-58’de Türk Mukavemet Teşkilatı kuruldu. Ve başına da Türkiye’den gelen subaylar konuldu ve daha örgütlü bir direniş başladı.

Töre konuşmasını şöyle sürdürdü, “Rum, Yunan ikilisi Kıbrıs adasını 13. ada yapıp Yunanistan’a bağlamak istiyor. Kıbrıs’ı bir Girit adası yapmak istiyorlar. 12 adalarının alınması, Girit’in alınması, Ege adalarının alınması ki Egede hemen hemen 12 adaları da diğer adaları da irili ufaklı kendi egemenliklerinde olduğunu maalesef bugün dünya öyle kabul ediyor. Biz de neticede buna boyun eğdik, ama mücadele devam ediyor. Girit onlara bağlandı, Kıbrıs’ı da oraya bağlayacaklardı. Hedeflerinde o da vardı. Batı Anadolu’yu da büyük Yunanistan’ın başkenti yapmayı planlamışlardı. Karadeniz bölgesinde Pontus Rum devleti kurmayı planlıyorlardı. Ama biliyorsunuz birkaçını başaramadılar. İstanbul’u başkent yapamadılar. Doğu Trakya’yı alamadılar. Kıbrıs adasının % 65 ini aldılar. 20 Temmuz barış harekâtı gerçekleşti ama Kıbrıs adasının % 65 i bugün Yunanlıların kontrolü altındadır. Batı Anadolu’yu alacaklardı onu da denediler ta Ankara yakınlarına kadar Polatlı’ya kadar geldiler. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Mehmetçikler onların peşine düştüler. Ve Anadolu’dan onları çıkardılar. Ama çok şeyler de kazandılar Yunanlılar kurdukları megalo idea ülküsü ile. Kıbrıs’ı da akıllarına koydular, hem İngilizlere isyan çıkarıyorlar, hem de Türkler en büyük düşmanınız diyorlardı. Kıbrıs futbol federasyonu vardı maçlar birlikte oynanırdı Rumlar futbol sahasını duvarına köpekler ve Türkler bu sahaya giremez dediler. Bunun üzerine Kıbrıs Türk futbol federasyonu kuruldu. Kıbrıs çiftçiler birliği vardı. Rumlar Yunan bayrağı astılar, Türk çiftçiler de biz de Türk bayrağı asacağız dediler. Tartışma çıktı. Bunun üzerine Kıbrıslı Türkler de Kıbrıs Türk çitçiler birliğini kurdular. 1955’te baktılar ki İngilizler yanaşmıyor ki Kıbrıs’ı Yunanistan’a versin.  1957-58’de Türk mukavemet teşkilatı kuruldu. Ve başına da Türkiye’den gelen subaylar konuldu ve daha örgütlü bir direniş başladı. Ya taksim ya ölüm mitingleri yapıldı. İngilizler gelip Kıbrıslı Türklerin yaptıkları mitinglere ateş açtılar. Ve şehitler verdik. Türkiye artık Kıbrıs davasına girmişti. Türkiye’de mitingler yaptılar. 1959-60’ta Londra ve Suriye anlaşmaları ile Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Kıbrıslı Türkler kurucu ve ortağıydılar. Rumlar da ortağıydılar. Cumhurbaşkanı Rum, Yardımcısı Türk, 7 Rum, 3 Türk milletvekili vardı. Ve Kıbrıs Türk birlikleri alayı o zaman Kıbrıs’a geldi. Mehmetçiklere 82 yıl sonra kavuştuk.” 

-“Anadolu’da da bir şarkı yayılıyordu dilden dile, ‘Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızım gelebilirim.’ Ve 20 Temmuz sabahı geldiler”

Töre; “15 Temmuz 1974’te artık Türk askeri gelmeliydi. Rahmetlik Ecevit önce diplomatik yolları denedi.  Rahmetlik Erbakan ise o zamanın genelkurmay başkanına hazırlıklar tamam mı dedi. Tamam cevabı aldı. 1967’de zaten çıkarma kararı alınmıştı. Ecevit Londra’dan dönerken Türk askeri Kıbrıs açıklarına dayanmıştı. 20 Temmuz şafak vakti kahraman Türk ordusu hem havadan hem denizden gelmişti. Kavuşuyordu Kıbrıs Türk halkı artık milletine aradan 96 yıl geçmişti. Rumlar şarkılar dinliyordu bekledim de gelmedin, hiç mi beni sevmedin diye moralimizi bozmak için. Ama Anadolu’da da bir şarkı yayılıyordu dilden dile, ‘Bu kadar yürekten çağırma beni, bir gece ansızım gelebilirim.’ Ve 20 Temmuz sabahı geldiler.” dedi

Konuşmasını devamında Ortadoğu’nun şu anki halinden ve Gazze’de gerçekleşen katliamlara, Avrupa Birliği ve birleşmiş milletlerin buna nasıl ve neden sessiz kaldığından bahseden Töre şu anki durumu Kıbrıs’ın eski haline benzetti. Konuşmasına kendini dinleyenlere teşekkür ederek son verdi.

Konuşması sonrası Vali Ersin Yazıcı ve Rektör Prof. Dr. Recep Bentli Zorlu Töre’ye hediye taktim ettiler. Ayrıca Töre’ye dostluk payesi beratı takdim edildi. Program toplu fotoğraf çekimi ile son buldu.    

Haberle İlgili Diğer Fotoğraflar
Reklam

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.
Reklam
Çok okunanlar