
EDİTÖR / malatyayenises.com Haber Merkezi
Av. Çiğdem Ağdağ Baydoğan, Malatya Barosu Başkanlığına adaylığını açıkladı. Basın mensupları ve meslektaşlarına seslenen Baydoğan, yıllardır görev aldığı Malatya Barosu’nun geleceği için aday olduğunu belirterek, “Bugün burada yalnızca bir adaylık açıklaması için değil, yıllardır emek verdiğim ve sorunlarını bildiğim, Cumhuriyet ile eşdeğer köklü Malatya Barosu’nun geleceği için buradayım. Malatya Barosu Başkanlığına adayım.” dedi.
Barodaki görevlerini anlattı
Başkan adaylığının uzun yıllara dayanan baroculuk deneyiminin sonucu olduğunu belirten Baydoğan, görev sürecinin Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı ile başladığını; ardından Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi, CMK Komisyonu ve üst kurullardaki görevlerle devam ettiğini söyledi.
Baydoğan, “Başkan adaylığım Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı ile başlayan; meslektaşlarımın takdirleriyle Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi, CMK Komisyonu ve üst kurullardaki görevlerle devam eden uzun bir baroculuk deneyiminin bugün ulaştığı noktadır. Bu tecrübeyle baromuzu daha güçlü bir geleceğe taşımak için yola çıkıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mesleğin, savunma hakkının ve yargı bağımsızlığının zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Baydoğan, 6 Şubat 2023 depremlerinin Malatya’da yalnızca fiziki değil, psikolojik ve hukuki sonuçlar da ortaya çıkardığını söyledi.
Depremler nedeniyle adliye binalarının kullanılamaz hâle gelmesinin ardından adalet hizmetlerinin farklı binalara bölünerek yürütüldüğüne işaret eden Baydoğan, yargının farklı birimlerinin hâlen farklı yapılarda hizmet verdiğini kaydetti.
Baydoğan, “Malatyamız 6 Şubat 2023 Asrın Felâketi olarak anılan depremlerden bu yana hem fiziki, hem psikolojik hem de hukukî olarak çok ağır şartlardan geçiyor. Şehrimiz yalnızca binalarını değil, hayatını, hayallerini ve geleceğini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Adliye binalarımızın deprem nedeniyle kullanılamaz hale gelmesinin ardından adalet hizmetleri farklı hizmet binalarına bölünerek yürütülüyor. Bugün hâlâ yargının farklı birimlerinin farklı yapılarda hizmet verdiği bir düzenden söz ediyoruz. Bölünmüş adliyelerde, zor şartlarda görevimizi ifa ediyoruz.” dedi.
Deprem sonrasında avukatların vatandaşların haklarına ve adalete ulaşabilmesi için çoğu zaman kendi imkânlarıyla çalıştığını belirten Baydoğan, bölünmüş adliye düzeninin hem meslektaşları hem de vatandaşlar açısından çeşitli güçlükler doğurduğunu dile getirdi.
Bir avukatın duruşmasına yetişmek için şehir içinde farklı adliye binaları arasında dolaşmak zorunda kaldığını, vatandaşların da hangi adliye binasına gitmeleri gerektiğini anlamaya çalıştığını belirten Baydoğan, mesleğin olağan işleyişinin olağanüstü şartlara dönüştüğü bir süreç yaşandığını ifade etti.
Yeni adliye binasına adli tatilin sona ermesiyle geçileceğinin söylendiğini aktaran Baydoğan, bu tarihin daha sonra başka bir tarihe ötelendiğinin görüldüğünü söyledi.
“Bir şehir ayağa kalkarken adalet de ayağa kalkmak zorundadır”
Deprem sonrasında yaşananların Malatya Barosu’nun şehir açısından üstlenmesi gereken sorumluluğu yeniden ortaya koyduğunu savunan Baydoğan, baronun yalnızca avukatların meslek örgütü olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Baydoğan, “Bütün bunlar bize çok önemli bir şeyi gösterdi: Bir şehir yeniden ayağa kalkarken, adalet de ayağa kalkmak zorundadır. İşte tam da bu nedenle bugün Malatya’nın baroya her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Baro yalnızca avukatların meslek örgütü değildir. Baro, bir şehrin hukuk güvencesidir. Hafızasıdır. Vicdanıdır. Ve gerektiğinde halkın sesidir.” diye konuştu.
Deprem sonrasında mülkiyet sorunları ve hak kayıplarının yanı sıra kadınların ve çocukların korunması ile vatandaşların adalete erişiminin daha fazla önem kazandığını belirten Baydoğan, baronun kentin içinde ve vatandaşların yanında olması gerektiğini söyledi.
Baydoğan, “Deprem sonrasında ortaya çıkan mülkiyet sorunlarından hak kayıplarına, kadınların ve çocukların korunmasından vatandaşın adalete erişimine kadar hukukun hayatın her alanında daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Baro her daim şehrin içinde olmalıdır. Halkın yanında olmalıdır. Hukuksuzluğun karşısında olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
CMK ve adli yardım sorunlarına çözüm hedefi
Başkanlık hedeflerini de açıklayan Baydoğan; liyakatin esas alındığı, şeffaflığın yönetim biçimine dönüştüğü ve hem meslektaşların hem de vatandaşların kendilerini güvende hissedebileceği bir baro yönetimi hedeflediğini kaydetti.
CMK ve adli yardım alanında meslektaşlarının yıllardır yaşadığı sorunlara kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Baydoğan, genç avukatların desteklenmesini, teknolojinin daha etkin kullanılmasını ve mesleğin geleceğine yönelik hazırlık yapılmasını da öncelikleri arasında sıraladı.
Baydoğan, hedeflediği baroyu şu sözlerle anlattı: “Benim hayalim; liyakatın esas alındığı, şeffaflığın bir söylem değil yönetim biçimi olduğu, meslektaşının ve vatandaşın kendisini güvende hissettiği bir baro… Elbette meslektaşlarımızın yıllardır çözülemeyen CMK ve adli yardım sorunlarına da kalıcı çözümler üreten; genç meslektaşlarımızın önünü açan, teknolojiyi kullanan ve geleceğin mesleğine bugünden hazırlanan bir baro… Kadınların ve çocukların hakları ihlal edildiğinde sesini yükselten, mağdurun yanında duran, hukukun üstünlüğünü kimden geldiğine bakmaksızın savunan, gücünü meslektaşından alan, sözünü meslektaşıyla söyleyen, yönünü hukuk ve adaletten ayırmayan yan yana, omuz omuza bir baro…”
Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olmayı hedefliyor
Adaylığının kendisi açısından ayrıca özel bir anlam taşıdığını belirten Baydoğan, Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olmak için yola çıktığını açıkladı.
Bu hedefi yalnızca bir “ilk” olarak değerlendirmediğini belirten Baydoğan, kadınların, gençlerin ve mesleğin geleceğine inananların baroda daha fazla söz sahibi olacağı bir dönemin başlangıcı olarak gördüğünü söyledi.
Baydoğan, “Malatya Barosu’nun ilk kadın başkanı olmak üzere yola çıkıyorum. Bunu yalnızca bir ‘ilk’ olarak değil, kadınların, gençlerin ve bu mesleğin geleceğine inanan herkesin daha fazla söz sahibi olacağı yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyorum. Ben bu göreve bir makam için değil, bir emaneti daha ileri taşımak için talibim.” dedi.
Malatya’nın yeniden yapılanma sürecinde hukukun ve adaletin de güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Baydoğan, baronun şehrin yeniden ayağa kalkma sürecinin etkili kurumlarından biri olması gerektiğini savundu.
Baydoğan, “Çünkü artık Malatya’da; baronun yalnızca adı değil, ağırlığı da hissedilmeli. Şehrimiz yeniden kurulurken hukuk da yeniden güçlenmeli. Adalet yeniden güçlenmeli. Ve baro, bu şehrin yeniden ayağa kalkma mücadelesinin en güçlü kurumlarından biri olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
Adaylık açıklamasının sonunda kararını bir kez daha dile getiren Baydoğan, “Bu inançla bugün huzurlarınızda açıkça ifade ediyorum: Malatya Barosu Başkanlığına adayım. Bu şehirde bir baro olduğunu yeniden hatırlayacağımız bir baro için yola çıkıyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli günde yanımızda olduğunuz için teşekkür ediyorum.” dedi.
KAYNAK / malatyayenises.com



































