SON DAKİKA
Özhanlar Mobilya

Cevdet Yılmaz Hedef Gösterdi: "Malatya'nın artık yeni sanayi alanlarını tartışması lazım"

Cevdet Yılmaz Hedef Gösterdi:
A- A+

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Malatya Büyükşehir Nikah Sarayı’nda düzenlenen toplantıda iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelerek kentin yeniden inşa sürecini ve ekonomik hedeflerini değerlendirdi. Yılmaz, deprem sonrası yürütülen çalışmalarla bölgede 455 bin konutun teslim edildiğini ve Malatya’nın yapı stokunun daha dirençli hale getirildiğini bildirdi. Toplantıda savunma sanayinden tarıma, enflasyonla mücadeleden yeni istihdam paketlerine kadar pek çok kritik başlık ele alındı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Malatya’ya gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında iş insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle istişare toplantısı düzenledi. Toplantının açılış konuşmasında deprem sonrası ihya sürecine dair rakamları paylaşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel risklere rağmen büyümesini sürdürdüğünü ifade etti.

"Asrın Felaketinden Büyük Bir Başarı Hikayesine"

Deprem sonrası yürütülen çalışmaların devlet ve millet iş birliğiyle bir mucizeye dönüştüğünü dile getiren Cevdet Yılmaz; "Bu mübarek Ramazan ayında sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. İnşallah iftar sofrasını da hep birlikte paylaşacağız Malatyalı hemşerilerimizle. Bu vesileyle öncelikle başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan Ramazan-ı Şerif'imizi de tebrik ediyorum. Cenab-ı Allah sağlıkla, afiyetle Kadir Gecesi'ne ve bayrama hepimizi kavuştursun inşallah. Değerli kardeşlerim, az önce arkadaşlarımız da söylediler. Son 3 yılda Türkiye asrın felaketi dediğimiz tarihimizin en büyük depreminin yaralarını sarmakla uğraştı. Depremden hemen sonra ben de bölgeyi gelip gezmiştim. O dönem Plan Bütçe Komisyonu Başkanıydım. Değişik illerimize ziyarette bulundum ve yerinde de o yıkımı gördüm. Malatya'mıza da gelmiştim. O sokaklarda buradaki birçok arkadaşımızla enkaz başlarındaki günleri hatırlıyorum. Büyük bir yıkım gerçekten. Ülke büyüklüğünde bir coğrafyada bir yıkım yaşadı Türkiye. Sadece bir vilayet olsa hani işimiz daha kolay olurdu elbette ama birçok vilayetimizde eşzamanlı bir şekilde büyük bir yıkım yaşamış olduk. 11 il 14 milyon nüfusu ilgilendiren bir şöyle veya böyle ilgilendiren bir afet. İlk günleri hatırlıyorum. Şöyle bir hava vardı: 'Bırakın hani 3 yılda bu işin inşa edilmesini, bu enkaz yıllarca kalkmaz.' Gördüğümde bu enkazı kaldırmanın yıllar süreceğini düşündüm, o kadar büyük bir yıkım. Özellikle de tabii Hatay, Maraş, Malatya, Osmaniye gibi illerimizde bu yıkım çok daha yüksek seviyedeydi. Malatya'da diğer bölgelere göre vefat eden vatandaş sayımız biraz daha düşük oldu çünkü ikinci deprem daha çok etkili oldu, insanlar biraz dışarı çıkmışlardı birincinin etkisiyle. Ama yıkım çok çok yüksek oldu gerçekten. Bu vesileyle tabii depremde kaybettiğimiz canlarımızı rahmetle bir kez daha anıyorum. Geride kalanlara sabırlar diliyorum. Birçok insanımız da tabii yaralandı, çeşitli sıkıntılar yaşadı. Büyük bir imtihan yaşadık gerçekten. Depremden hemen sonra Sayın Cumhurbaşkanımız çok kararlı bir irade koydu orada. Bütün imkanlarımızı seferber ederek bu bölgeyi ihya ve inşa etmeyi irade ettik. Ve o günden bugüne enkazlar kaldırıldı. Hukuki ihtilafların çözümü için yeni mekanizmalar devreye girdi, hızlandırıldı, dış bir şekilde birçok hukuki mesele çözüldü. Yeni alanlar belirlendi. Bunlar projelendirildi, planlandı. Şehirlerin ana planları gözden geçirildi. İhaleler yapıldı. İnşaatlar başlatıldı ve çok şükür 455.000 hak sahibine konutları teslim edildi 3 yıllık süreçte. Bu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk milletinin büyük bir başarısıdır. Devlet, millet el ele bu başarı sağlanmıştır. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde bütün kurumlarımızın merkezde ve yerlerde katkısıyla bu günlere gelmiştir. Ben bir kez daha emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Yerelde valilerimiz, belediye başkanlarımız, milletvekillerimiz, sivil toplum ve meslek kuruluşlarımız, merkezde bütün bakanlıklarımız seferber oldular ve adeta bir mucize gerçekleştirildi gerçekten." dedi.

Malatya’nın Yapı Stoku Güven Veriyor

Malatya’nın konut ve iş yeri teslimatlarına dair güncel verileri paylaşan Yılmaz, kentin Türkiye’nin en güvenli illerinden biri haline geldiğini vurgulayarak; "Dile kolay 455.000 konut. Bir taraftan da fazlası da yapılıyor. Yerinde dönüşümler, rezerv birtakım çalışmalar; 150.000 civarında da 450.000'e ilave şu anda deprem bölgemizde yürüyen inşaatlar var. Bunlar arasında aslında Malatya'mızın da tabii çok önemli bir yeri var. Az önce söylendi; 98.000'i konut, 17.000'i iş yeri, 5.000 civarı ahır olmak üzere 120.000 bağımsız bölüm orta ve üzeri hasar almıştı depremde. Bunların %96'sının yıkımı tamamlandı. Orta hasarlı binaların %52'si yıkıldı. Orta hasar ve üzeri 65.000 konut, 8.000 iş yeri ve 2.200 ahır olmak üzere toplam 75.000 hak sahibi belirlendi. Bunlara 75.572 konut ile 4.088 işyerinin kurası çekilerek teslim edildi. Ve birçok başka kalem de var tabii yapılan. Diğer taraftan 500.000 sosyal konut kampanyamız var. Oradan da Malatya'mız 9.609 konutla önemli bir paya sahip. Onlar da inşa edilecek önümüzdeki dönem. Yine yerinde dönüşüm dediğimiz kendi yerinde dönüşüm sağlayan vatandaşlarımızdan... Şimdi bu rakamları alt alta koyduğunuz zaman müthiş bir rakam çıkıyor ortaya. En az 120.000 diyelim. 3-4 kişinin oturduğunu varsayın bir tane konutta; 360.000 ile 480.000 arası bir nüfustan bahsediyoruz. Adeta Malatya yeniden inşa edildi. Bir kısmı teslim edildi, bir kısmı devam ediyor. Sadece konutlar da yapılmadı. Bu 455.000 konut yapıldı ama sadece konut yapmadık. Hastaneler yeniden yapıldı. Okullar yeniden yapıldı. Üniversitelere yeniden yatırımlar yapıldı. Yollar yeniden yapıldı. Şehir altyapıları yeniden gözden geçiriliyor, yapıldı. Organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri yeniden inşa edildi, genişletildi. Vergisel avantajlar sağlandı. Teşvikler sağlandı. Sosyal destekler sağlandı. Bütün bunları dikkate aldığınız zaman topyekûn bir bölge ayağa kaldırıldı gerçekten. Alt üst yapısıyla, altyapısıyla, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla. Bugün bir arkadaşımız söyledi; sadece spor tesisleri için yürüyen şu anda Malatya'da spor tesisleri için, gençlerin ve toplumun spor yapması için yapılan bu altyapılar 4 milyar lira civarında. Sadece bakın bir küçük örnek. Şu anda deprem bölgemizde derslik sayımız depremden öncesini aşmış durumda. Hastane yatak kapasitemiz deprem öncesini aşmış durumda. Birçok alanda deprem öncesinden daha üst noktalara gelmiş durumdayız. Şunu söylemeye çalışıyorum: Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz sadece deprem bölgelerinin yaralarını sarmakla kalmadık. Bu bölgelerimizi geleceğe çok daha dirençli, güçlü, planlı bir şekilde hazırlamış olduk. Malatya'mızda tabii daha önceden de deprem yaşandı; Elazığ-Malatya depremi. Oradan da bir 10.000 civarında konut yapılmıştı diye hatırlıyorum. Yani muazzam bir inşa faaliyeti. Ülkemiz malum riskli bir ülke. Afetlere maruz bir ülke. Bu bizim gerçeğimiz. Buna göre yaşamak durumundayız. Bunun da temeli sağlam zeminlerde, sağlam binalar, yapılar inşa etmekten geçiyor. Bunu yaptığınız zaman riskleri düşürmüş oluyorsunuz. Ben hep altını çiziyorum: Kriz yönetmek istemiyorsanız riskleri iyi yöneteceksiniz. Riskleri azaltacaksınız ki kriz yaşanmasın. Bu yapılanlar işte aynı zamanda Malatya'mızın, deprem bölgemizin risklerini minimum düzeye düşürmüş durumda. Sıfırlamak ayrı bir tartışma ama çok az düzeye düşmüş durumda şu anda. Malatya'mız Türkiye'nin bu anlamda en güvenilir illerinden bir tanesi. Çünkü yeni bir yapı stoku var. Deprem şartlarına göre yapılmış bir yapı stoku var. Bu da geleceğe dönük riskleri son derece aşağıya çeken bir hal. Dolayısıyla bu güvenli ortamın kıymetini bilmek lazım. İleriye dönük sosyal ekonomik kalkınmada da bunu hem kendi içimizde hem de dış çevreye yansıtmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Yatırım ortamı açısından da ekonomi açısından da bu çok önemli bir husus." şeklinde konuştu.

Küresel Belirsizlikler ve Türkiye Ekonomisi

Dünya ekonomisindeki zorlu sürece ve Türkiye’nin makro ekonomik dengelerine değinen Yılmaz, enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı vererek şunları söyledi,  "Dünyanın zor bir döneminden geçiyoruz ekonomik konulara gelecek olursak. Bugün dünya ekonomisi tarihsel ortalamalarının oldukça altında bir seviyede seyrediyor. Bir pandemi yaşadı dünya, biz de tabii onu yaşadık bir taraftan. Diğer taraftan dünyada korunma eğilimlerinin güçlendiği, yükseldiği, uluslararası kurallara ve kurumlara güvenin giderek zayıfladığı bir dönemdeyiz. Herkesin kendi ajandasını, kendi gündemini ön plana aldığı bir dünyadayız. Bu artan belirsizlikler ortamında, risk ortamında istikrarlı giden ülkeler; iç yapısını kuvvetli tutan, güçlü tutan, öngörülebilirliğini arttıran, istikrarını kuvvetlendiren ülkeler karlı çıkacak. Bunu yapamayan ülkeler ise maalesef çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacaklar. Görünen tablo bu. Güç siyasetinin ön plana çıktığı bir dünyadayız. 'Benim gücüm varsa istediğimi yaparım' anlayışının ön plana çıktığı bir dünyadayız. Bu gerçeklerin de farkında olmamız lazım. Buna göre politikalarımızı şekillendirmemiz lazım. Biz de öyle yapıyoruz. Bunu yaparken hem merkezde makro politikalarımızı şekillendirirken hem de her bir ilimizde, bölgemizde istişareye büyük önem veriyoruz. Biz istişarede rahmet olduğuna inanıyoruz. Modern deyimiyle ortak akıl diyorlar. Ortak akıl ile hareket etmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Depremi nasıl ortak akılla, ortak çabayla bu noktalara getirdiysek; depremin hasarlarını sarmayı, bu bölgelerimizi ihya etmeyi, ekonomide de aynı anlayış içinde hareket etmek durumundayız. Farklı fikirler her zaman olabilir; bunda da yadırganacak bir şey yok, bu güzel bir şey. Farklı fikirler olacak ama bir taraftan da ortak hedefler belirleyip gücümüzü o ortak hedefler etrafında toparlamamız gerekiyor. Bunu yapabilen iller, bölgeler, ülkeler bu yarışta ön plana çıkıyor. Dolayısıyla biz de bu anlayışla hareket ediyoruz. Her şeye rağmen dünyadaki bu sıkıntılar, Avrupa'daki uzun dönemdir yaşanan durgunluklar, dış talepteki gerilemeler; bunlara rağmen ekonomimiz istikrarlı bir şekilde yoluna devam ediyor. Büyümeye devam ediyoruz. İşsizlik oranlarımız uzun süredir tek haneli rakamlarda devam ediyor. İhracatımız Türkiye olarak 270 milyar doları aştı. Hizmet ihracatını da koyarsanız geçen yıl 396 milyar dolar ihracat yapmışız mal ve hizmet ihracatı olarak. 2002 yılında bizim toplam ekonomik büyüklüğümüz 238 milyar dolardı. Bırak ihracatı falan, toplam büyüklüğümüz orada. Geçen yıl sadece mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara ulaştı. Bunda da tabii bütün şehirlerimizin katkısı var. Şu anda bir taraftan dengeli bir şekilde büyümemizi sürdürürken bugünkü dünyanın koşulları içinde bir yandan da enflasyonu düşürmeyi önceliklendirmiş durumdayız. Finansal istikrarı önceliklendirmiş durumdayız. Bu konuda da önemli bir gelişme sağladığımızı ifade edebilirim. 2024 yılında 75,5'lara kadar ulaşmıştı enflasyon zirve nokta olarak. O tarihten bu yana yaklaşık 45 puanlık bir düşüş oldu ve geçen yılı 30 küsur puanla kapattık. Bu yılın ilk aylarında ocak ve şubatta da biraz mevsimsel koşullar doğrusu aleyhimizde oldu. Yılın geneli için lehimizde, yani yılı kurtardık diyorum ben ama bir iki ayı belki kaybettik. Çünkü yağışlar, mevsim koşulları, lojistik, birtakım sıkıntılar şunlar bunlar da bir miktar beklentilerin üzerinde özellikle gıda enflasyonunu etkiledi. Ama yıl geneline baktığımızda özellikle yaz aylarında inşallah çok farklı bir atmosfer oluşacak. Yılı da kurtarmış olduk. Geçen yıl tarım sektöründe hem don hem kuraklık yaşadık aynı yıl içinde. Buna rağmen ilk 9 aylık büyümemiz 3.7 civarında. 4. çeyrek büyümemiz de yakında belli olacak; o zaman daha net konuşabileceğiz ama dünyanın üstünde yine de bir büyüme performansı sergiledik. Ama tarımdaki bu olumsuzluk büyümemizi de aşağı çekti bir miktar, enflasyonu bir miktar olumsuz etkiledi. İşte yine yağışlar nedeniyle hidroelektrik enerjiyi kullanamadık, biraz daha doğalgaza yüklendik vesaire; bu etkileri de gördük. Bu sene tam tersine tarımın önemli bir pozitif etkisini hep birlikte göreceğiz. Sanayimiz yine büyümeye devam ediyor bu zorlu küresel koşullara rağmen. Sanayinin içinde daha çok teknolojisi yüksek alanlar daha hızlı büyüyor doğrusu; savunma sanayi gibi, işte otomotiv gibi, elektronik gibi vesaire."

İstihdam ve Finansman Destekleri

Emek yoğun sektörlere yönelik desteklerin artırıldığını ve gençler için yeni bir tecrübe programının başlatılacağını açıklayan Yılmaz;"Emek yoğun sektörlerde bir miktar sıkıntımız var, onun farkındayız. Teknolojik düzeyi yüksek alt sektörlerde sıkıntı görülmüyor doğrusu. Savunma sanayinde geçen yıl 10 milyar doları aşan bir ihracatımız oldu, çift haneli ihracat rakamlarına çıktı. Tekstil, konfeksiyon, deri, mobilya gibi hassas dediğimiz emek yoğun sektörlerde ise sıkıntılar var, bunu görüyoruz, bunun farkındayız. Dolayısıyla buralara dönük özel bazı programlar geliştirdik. Bu sektörlerimiz hiçbir şekilde gözden çıkarabileceğimiz sektörler değil, onun altını çizmek isterim; istihdam üreten, ihracat getiren sektörlerimiz. Dolayısıyla bu konularda da elimizdeki imkanları sonuna kadar zorluyoruz. Geçen yıl emek yoğunluğu hassas dediğim sektörlere istihdamını koruyan işletmelerde 2.500 TL destek vermiştik; bu sene bunu 3.500 TL'ye çıkartmış bulunuyoruz ve sadece KOBİ'lere değil tüm işletmelere vereceğiz. Geçen yıl sadece KOBİ'ler demiştik, bu sene tüm ölçeği ne olursa olsun tüm işletmelere korudukları istihdam başına da 3.500 TL olmak üzere bu hassas dediğim az önce saydığım sektörlerde bu destekleri veriyoruz. Son dönemlerde yine bir finansal paket hazırladık. Bir yandan genel finansal koşullar iyileşiyor; 2026 daha iyi bir yıl olacak finans açısından. Enflasyon da daha aşağı inecek, faizler de daha aşağı inecek. Aylık şeyler her zaman olabilir; dalgalanmalar, istisnalar, mevsimsel etkiler... Ben genel trendden, gidişattan bahsediyorum. Gidişat aşağıya doğru hem enflasyonda hem faizlerde. Dolayısıyla genel finansal koşullar iyileşecek 2026'da önceki yıla göre, bunda hiç tereddüt yok. Ama biz o genel koşulların iyileşmesini beklemeden selektif dediğimiz, seçici dediğimiz politikalarla da belli kesimlerin finans maliyetlerini düşürme çabası içindeyiz. İşte bu hassas giden sektörler için, KOBİ'ler için 100 milyar liralık bir paket oluşturduk. İşkur, Çalışma Bakanlığımız, Sanayi Bakanlığımız birlikte bu programı geliştirdiler. KOBİ'lerimize daha düşük maliyetle kredi garanti destekli bir mekanizma içinde daha uygun koşullarda bir finansman imkanı sunulmuş olacak. Diğer yandan yine İşkur'un yeni bir programı var: GÜÇ dediğimiz bir program. 'Gençlerin Üretim Çağı'nın kısaltılması; GÜÇ olarak söyleniyor. İşkur'un geliştirdiği bir program. Burada da imalat sanayisine bunu odaklayacağız. Genç bir çalışanı alan işletmeye şöyle bir imkan doğmuş olacak: Bir genç arkadaşımız 18-25 yaş arası iş tecrübesi yok diyelim. İş ararken ne diyor buna işletmeler? 'Tecrüben var mı?' diye soruyorlar, 'Yok' deyince iş vermiyorlar. İşte biz diyoruz ki bu gençlere şimdi bir tecrübe kazandıralım. Böyle bir gencimizin 18-25 yaş arası bir işletmeye gidip çalıştığında 6 ay boyunca asgari ücretini biz vereceğiz, bütün primlerini biz ödeyeceğiz. 6 ay boyunca bu gencin bütün maliyetlerini biz ödeyeceğiz. Böylece iş gücü piyasalarına gençlerimizin geçişini kolaylaştıracağız. Bir taraftan da işletmeler açısından da bu tabii ki olumlu bir etki meydana getirmiş olacak. Böyle bir programı da başlatıyoruz. Yakın bir tarihte meclisimizden bununla ilgili kanunları uygun görürse çıkaracak inşallah ve bu programı da başlatmış olacağız. Esnafa %50 faizine destek oluyoruz. Çiftçinin %70-80 seviyesinde kredilerini sübvanse ediyoruz. İhracatçılarımıza, imalatçı ihracatçılarımıza %23-24 civarında bir oranla faizle kredi kullandırıyoruz, o genel oranlardan kullandırmıyoruz. Dolayısıyla şunu söylemeye çalışıyorum: Hassas gördüğüm tüm alanlarda farklı finansal enstrümanlarla destek oluyoruz. Bir yandan makroyu iyileştiriyoruz, bir taraftan da bu politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz." diye konuştu.

Malatya İçin Yeni Sanayi Evresi

Malatya’nın girişimci ruhuna ve toplumsal birliğine dikkat çekerek kentin katma değerli üretimle bir sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini belirten Yılmaz şöyle devam etti; "Gelelim Malatya ekonomisine. Genelle ilgili söylenecek çok şey var ama bu noktada bırakmış olayım, belki soru-cevapla açarız bazı konuları. Malatya son derece önemli bir ilimiz, girişimci bir ildir. Doğu Anadolu'da girişimcilik dediğimizde ilk akla gelen il Malatya gerçekten. Bu anlamda Malatya Malatya'dan daha büyük, bütün bölgeyi sürükleyen önemli bir lokomotif il konumunda.  Diğer taraftan bir birlik beraberlik var Malatya'da; Türküyle, Kürtüyle, Zazasıyla, Alevisiyle, Sünnisiyle farklı toplumsal kesimleri bir arada yaşatabilen, entegre edebilen bir toplumsal ortam oluşturan bir ilimiz. Bu yönüyle de çok kıymetli, bu da çok değerli gerçekten. Ben her Malatya'ya geldiğimde bunu gördüm. Dolayısıyla Malatya ciddi bir irfana sahip aslında, bir medeniyete sahip bir ilimiz. Niyazi Mısrilerden, İbn-i Arabilerden birçok alimin de geçmişte bu topraklarda yaşadığını, bu topraklarda ilim tahsil ettiğini biliyoruz. Dolayısıyla bir irfanı olan bir ilimiz. Çok güzel tarihi değerleri olan bir ilimiz; Battalgazi'sinden Aslantepe Höyüğü'ne ki UNESCO Dünya Mirası listesinde. Dolayısıyla birçok böyle değeri olan bir ilden bahsediyoruz. Turizm bir defa ekonomik olarak konuşacak olursak bir potansiyel olarak duruyor. Bir çalıştay da yapacak Sayın Valimiz anladığım kadarıyla; önemli gerçekten. Turizm sadece bir ekonomik faaliyet olarak da görülmemeli; başka bölgelerle, ülkelerle, toplumlarla kaynaşma, ilişkiler geliştirme anlamında da kıymetli gerçekten. Ama sanayi çok çok önemli Malatya'da. Tekstil, konfeksiyon, emek yoğun sektörler; bunlara yeni makine, elektrik, elektronik, metal sanayinin de ilave olduğunu görüyoruz zaman içinde. Dolayısıyla halihazırda 3 organize sanayi bölgesi var, 5'e yükseliyor. Önemli bir sanayi şehri Malatya. Bu noktada şunu söylemek isterim: Sanayide geldiğimiz yer önemli ama artık bir sonraki aşamayı tartışmak lazım. Nedir? Mevcut sanayilerimizi koruyacağız, geliştireceğiz markalaştırmadan tasarıma, verimlilik arttırıcı yatırımlara varıncaya kadar. Bir taraftan da Malatya'nın artık yeni sanayi alanlarını tartışması lazım. Savunma sanayi bunlardan biri; Aselsan'ın yatırımı kıymetli gerçekten, sembolik bir değeri de var bence; yeni bir sektör katmak demektir. Dünyanın gidişatı da maalesef diyelim bu tarafa doğru; yani dünyada güvenlik harcamaları önümüzdeki dönem çok artacak. Japonya'sı, Almanya'sı dahil, Avrupa'sı dahil birçok ülke geçmişe göre çok daha fazla bu alanlara para harcayacak. Dolayısıyla savunma sanayini biz tüm ülkede geliştiriyoruz; Malatya gibi sanayi kültürü altyapısı olan illerimizde mutlaka bu sanayide daha ileri bir aşamaya gelinmesinde fayda var. Yapay zeka gibi yeni teknolojiler, yazılım. Yine sevindim bugün gençlere dönük birtakım altyapılar kuruluyor. Hizmet bu anlamda bu tür sektörler de çok çok kıymetli gerçekten. Gençlerin, yeni girişimcilerin yenilikçi diyeceğimiz birtakım inisiyatifler geliştirmeleri, şirketler oluşturmaları çok önemli. Malatya'nın artık bence bunlara açılması lazım. Yeni bir sanayi evresine nasıl geçeriz? Katma değeri daha yüksek, teknolojik düzeyi daha yüksek, dolayısıyla emeğe de daha fazla karşılık veren bir sanayi yapısını nasıl geliştiririz sorusuna kamu ve özel sektör olarak, Kalkınma Ajansımız, DAP İdaremiz, üniversitelerimiz hep birlikte buna bakmamızda büyük fayda var diye düşünüyorum. Tarıma gelecek olursam; aynı zamanda Malatya çok önemli bir tarım şehrimiz. Ben her zaman altını çizerim kalkınma bakanlığımdan bugüne: Tarım modası hiçbir zaman geçmeyecek stratejik bir sektördür. İnsanlık var oldukça, dünya durdukça tarım ve gıda güvenliği stratejik bir sektör olacak. İşte öyle anlar yaşadık ki paramızla bile bir şey alamadığımız dönemler oldu dünyada. Dolayısıyla tarım sektöründe belli bir yeterlilik ve güç çok çok önemli. Bu konuda da kayısı başta olmak üzere Malatya'nın değerlerini biliyoruz. Geçen yıl maalesef talihsiz bir dönem oldu ama Sayın Bakanımız da belirtti; biz elimizden gelen bütün bu bütçe kısıtlarına rağmen her türlü desteği sunmaya, çiftçilerimizin yanında olmaya çalıştık ve önemli destekler sunuldu. Bu sene inşallah çok daha iyi bir tarımsal mevsimi de göreceğiz. Diğer boyutlarıyla da birlikte Malatya'nın tarımdaki katma değerini gıda sanayi ile birlikte nasıl arttıracağına iyi odaklanmamızda fayda var diye düşünüyorum. Daha fazla uzatmayayım, asıl sizi dinlemek için geldik buraya. Birazdan sizin sorularınızı, yorumlarınızı, önerilerinizi, eleştirilerinizi dinleyeceğiz. İnanıyorum ki buradaki herkes ne söyleyecekse Malatya için söyleyecek. Malatya'nın iyiliği için, gelişmesi, kalkınması, daha iyi yarınlara gitmesi için söyleyecek. Ben bir kez daha hepinize, buraya teşrif eden tüm arkadaşlarımıza en derin saygılarımı sunuyorum. Yapacağımız toplantının hayırlara vesile olmasını diliyorum. Teşekkür ederim."

Açılış konuşmasının ardından toplantı, basına kapalı soru-cevap bölümüyle devam etti.

Kaynak: malatyayenises.com ve malatyagazete.com

BİLGİ: Malatyayenises.com haber sitesi hiçbir ajansa abone değildir. Haber değeri taşıyan etkinlik, bilgi, dosya, ihbar ve basın bültenlerinizi burhan.karadum@gmail.com veya malatyayenises@gmail.com e-mail adreslerine gönderebilirsiniz.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.
Çok okunanlar