"Tabur İmamı"

Ulvi SARAN
Emekli Vali - Kamu Araştırmaları Vakfı (KAV) Başkanı
Türk Tugayı’nın Kore Savaşı’nda görev aldığı dönemde, o dönemdeki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin resmi kadro yapısında, muhtemelen “laiklik” ilkesi gereği “Tabur İmamlığı” gibi kalıcı bir askerî sınıf yoktu.
Amerikan ordusunda ise İkinci Dünya Savaşı’ndan beri çok güçlü bir "Askerî Papazlık" (Chaplaincy) sistemi bulunuyordu. ABD askeri doktrinine göre cephedeki her birliğin başında askerlerin moralini yüksek tutacak, manevi ihtiyaçları karşılayacak ve cenaze işlemlerini yürütecek bir din görevlisi olmak zorundaydı.
1950 yılında Kore Savaşı’na katılan Türk Tugayı’nın lojistik, iaşe ve emir-komuta zinciri büyük oranda ABD ordusuna entegre edilmişti. Türk Tugayı cepheye ulaştığında, ABD’li askeri yetkililer kendi standart prosedürlerini uygulayarak Türk birliğinde de bu kadronun ("Chaplain") karşılığını aradılar.
Askeri yetkililerimiz, ordumuzda dini hizmet verecek bir personel sınıfına yer verilmediğini belirtince; ABD ordusunun bu konudaki ısrarlı ikazı ve uluslararası askeri standartları hatırlatması üzerine TSK acil bir formül geliştirdi:
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonuyla sınavlar açıldı.
Sivil din görevlileri arasından seçilen isimlere askerî üniforma giydirildi.
Bu isimler subay statüsüyle (teğmen/üsteğmen denkliğiyle) "Tabur İmamı" olarak acilen Kore’ye sevk edildi.
Bu zorunlu kararın beklenmedik ölçüde etkili ve kalıcı sonuçları oldu. Cephedeki Mehmetçik'e manevi güç veren bu din görevlileri (Abdulgafur Karaismailoğlu ve Zübeyir Koç gibi isimler), savaş sonrasında Kore'de çadır camiler kurdular, insani yardım faaliyetleri yürüttüler ve yüzlerce Korelinin İslamiyet’i seçmesine vesile oldular.
Bugün Güney Kore’deki resmi Müslüman topluluğunun ve camilerinin temelinde, aslında ABD'nin o dönemki askerî bürokrasinin ikazıyla apar topar açılan bu "Türk Tabur İmamlığı" kadrosunun faaliyetleri yatmaktadır.
Kore örneğinden görüldüğü üzere askerî ve diplomatik zorunluluklar, tarihin akışını hiç öngörülemeyen çok farklı ve kalıcı noktalara taşıyabiliyor.

































