Söyle Başkan, Beykoz'daki Araziyi Nasıl Aldın?

YAZAN: Malatyalı Ozan
Hak dedin, hukuk dedin,
Millet ağlarken depremde işi götürdün.
Çadırın gölgesinde hesap tuttun,
Söyle eski başkan, Beykoz’da orman arazisini nasıl aldın?
Bir elin duada, bir elin kasada,
Garip enkazdaydı, sen başka havada.
Malatya yanarken sen hangi masada,
Anlat başkan, o araziyi nasıl aldın?
Kimi konteyner bekledi ayazda,
Kimi kira derdine düştü pazarda.
Senin defter kabardı Ankara’da,
Söyle eski başkan, Beykoz’da araziyi nasıl aldın?
Deprem oldu, şehir çöktü, can gitti,
Bir yanda feryat vardı, bir yanda kâr bitti.
Garibin duası göğe yükseldi,
Sen hangi tapuyla Beykoz’a vardın?
Hak dedin kürsüde, hukuk dedin meydanda,
Mazlumun ekmeği kaldı yarım sofranda.
Malatya kül oldu senin hesabında,
Söyle başkan, Ankara'taki çiftliği nasıl aldın?
AK Parti’ye sırtını dayadın yıllarca,
Koltuk gidince CHP'de destek aradın usulca.
İnkar etme yarın mahkemeye varınca,
Malum KAMYONCUYLA nasıl iş kurdun Beykoz'da?
Dün başka söyledin, bugün başka döndün,
Kimi gördüysen onun rengine büründün.
Millet uyanınca deftere gömüldün,
Söyle başkan, Beykoz’da neyi sakladın?
Malatya’nın tozu vardı senin ayakkabında,
Ama gözün kaldı İstanbul’un ormanında.
Şehir yıkılmıştı, sen tapu hesabında,
Anlat başkan, bu serveti nasıl yaptın?
Kayısı dalında kurudu, esnaf kepenk kapadı,
Yetim hakkı soruldu, kimse cevaplamadı.
Senin çevrende herkes birden palazlandı,
Söyle başkan, bu düzeni nasıl kurdun?
Garip konteynerde kış saydı, yaz saydı,
Senin adamların kapı kapı pay saydı.
Millet “devlet gelsin” diye yola baktı,
Sen hangi yoldan Beykoz’a ulaştın?
Malatyalıyı ayakta uyuttun,
En uyanığı bile gündüz yatırdın.
Şehrin umudunu pazara çıkardın,
Anlat başkan, o araziyi nasıl aldın?
“Ben hizmet adamıyım” diye gezdin,
Her kürsüde millete masal dizdin.
Ama kul hakkına sessizce süzüldün,
Söyle başkan, o tapuyu nasıl aldın?
Sana alkış tutan kamyoncunun finoları nerede?
Fonemenlerin şimdi hangi köşede?
Devran dönünce herkes kendi derdinde,
Anlat başkan, Ankara'daki çiftliği nasıl aldın?
Malatya’daki adamlarını bağla çiftliğine,
Ankara’da sakla, koy gölgeliğine.
Ama bir gün sorarlar milletin önüne,
Söyle başkan, bu malı nasıl topladın?
Orman susar sanma, taş da konuşur,
Kul hakkı dediğin ateşe dönüşür.
Bir gün defter açılır, herkes bölüşür,
Söyle başkan, o gün nereye kaçarsın?
Ne makam kalır ne mühür ne koltuk,
Ne etrafında dönen o kalabalık topluluk.
Milletin ahı ağırdır, olmaz oyuncak,
Anlat başkan, bu yükü nasıl taşırsın?
Malatya’nın hakkı sende kalmaz,
Yetimin lokması kimseye yar olmaz.
Bugün susan yarın senden yana durmaz,
Söyle başkan, o tapu seni kurtarır mı?
Hak dedin, hukuk dedin,
Millet ağlarken hesabı büyüttün.
Depremin gölgesinde servet yürüttün,
Söyle başkan, Beykoz ormanında araziyi nasıl aldın?
Defter gelir, dosya gelir, sıra gelir,
Bir gün herkes kendi hesabını verir.
Malatya sorar, vicdan dile gelir:
Anlat başkan belediyeyi batırırken, sen nasıl uçtun?

































