FUAR BİTTİĞİNDE DEĞİL, BAŞLAMADAN ÖNCE DENETİM GEREKMEZ MİYDİ?

Asuman Sarıtaç
Maldia Ortak Akıl ve İrade Derneği Kurucu Başkanı
Malatya’da yöresel ürünler fuarında yapılan denetimlerin sonucu hepimizi düşündürmeli.
Yaklaşık 150 kg. eritme peyniri, 600 litre karışım yağ, 285 kg. etiketsiz ve üretim yeri belli olmayan salça, 86 litre şüpheli sos, 230 kg. piliç sucuk…
Bunlar bir marketin deposunda değil, insanların gönül rahatlığıyla alışveriş yapmak için gittiği bir fuarda ortaya çıkıyor.
Şimdi insanın aklına ister istemez şu sorular geliyor;
Bu ürünler fuara nasıl geldi, kim tarafından kabul edildi ve fuarın kapısından içeri girerken neden denetlenmedi? Fuar başlamadan önce hangi kontroller yapıldı?
Bir gıda fuarı açılıyor. Tezgâhlar kuruluyor.
Vatandaş geliyor, parasını veriyor ve ailesine götürmek üzere gıda satın alıyor.
Peki denetim ne zaman yapılıyor? Fuar başladıktan bir kaç gün sonra.
Oysa gıda denetiminin mantığı çok açık değil mi?
Önce kontrol, sonra satış.
Önce ürünün nereden geldiği, hangi şartlarda üretildiği, nasıl taşındığı, nasıl saklandığı ve hangi koşullarda satılacağı kontrol edilmeli değil mi?
Bir vatandaşın eline ürünü alıp “Acaba bunun içinde ne var?” diye düşünmek zorunda kaldığı bir fuara gerçekten “yöresel ürünler fuarı” diyebilir miyiz?
Mesele yalnızca sucuk değil. Burada yalnızca bir etiket probleminden de söz etmiyoruz.
Tüketicinin satın aldığı ürün ile kendisine sunulan ürün arasında fark varsa, vatandaşın güveni nasıl korunacak?
Bir insan parasını verip dana sucuk aldığını düşünürken aslında piliç sucuk satın alıyorsa, bunun hesabını kim verecek?
Daha da önemlisi;
Bu ürünler kaç kişinin evine girdi? Kaç kişi satın aldı? Kaç kişi tüketti? Denetim yapılmasaydı daha ne kadar satılacaktı?
Bunlar cevap bekleyen diğer sorular.
Ve o can alıcı kısım;
Hepimizin bildiği üzere Malatya esnafının hali ortada.
Ayakta kalmaya çalışan, kirasını, elektriğini, çalışanının sigortasını, maaşını düşünerek dükkânını açan esnafımız var. Sabah kepenk kaldırıyor, akşama kadar bekliyor. Bazen siftah yapmadan dükkânını kapatıyor.
Peki böyle bir ortamda, şehir dışından getirilen satıcılarla fuar düzenlemek ne kadar doğru?
Malatyalı üretici ve esnaf desteklenmeden yapılan bu organizasyon kimin ekonomisini büyütüyor?
Yöresel ürün denildiğinde akla bu şehrin üreticisi, çiftçisi, küçük işletmesi, kadın girişimcisi ve esnafı gelmeyecekse ne gelecek?
Burada sorumluluğu yalnızca ürünleri satan firmalara yükleyip konuyu kapatmak da doğru değil.
Bir fuar alanı hazırlanıyorsa, satıcılar kabul ediliyorsa, tezgahlar kuruluyorsa, vatandaş alışveriş yapmaya davet ediliyorsa, o ürünlerin güvenilirliğini kim kontrol edecek? Vatandaş bunu kendisi mi araştıracak? Vatandaşın laboratuvarı mı var? Ürünün içeriğini, üretim koşullarını, kayıt belgesini vatandaş nereden bilecek? En önemlisi; bu işe sebep olan sorumlular hakkında ne işlem uygulanacak?
Bu soruların cevaplarını Malatyalı bilmek istiyor.
Çünkü konu çok çok önemli. Konu kamuya duyulan güven. Konu vatandaşın sağlığı. Konu Malatya esnafının emeği. Konu, kamu kaynakları ve kamu kurumlarının sorumluluğu.
Hele ki hijyen sonradan aranacak bir şart değildir.
Gıda güvenliği fuarın sonunda hatırlanacak bir konu değildir.
Denetim, vatandaş alışverişini yaptıktan sonra değil, vatandaş fuarın kapısından içeri girmeden önce başlamalıdır.
Malatya esnafının siftah yapamadığı bir şehirde, dışarıdan getirilen satıcılarla fuar düzenleniyorsa bunun da hesabı verilmelidir.
Malatyalının emeği görmezden gelinmemeli. Malatyalının sağlığı riske atılmamalı.
Ve kamu adına yapılan hiçbir işte,
“Nasıl olsa denetleriz” anlayışına yer olmamalı.
Çünkü bazı şeylerin telafisi vardır. Ama insan sağlığının telafisi yoktur.
#malatya

































