SON DAKİKA
Reklam
Asuman Sarıtaç

ÇOCUKLUĞUN TELAFİSİ YOK

ÇOCUKLUĞUN TELAFİSİ YOK
A- A+
Reklam

Asuman Sarıtaç 
Eğitimci-Yazar

Bu yıl ülkemizde yaklaşık 18 milyon çocuk karne aldı. Kimi sevinçle koştu evine, kimi buruk bir tebessümle.

Ama hepsinin gözlerinde aynı umut vardı;

“Artık tatil.”

Ne acıdır ki, bizim “tatil” dediğimiz şey, çocuklarımız için giderek yeni bir mesaiye dönüşmüş vaziyette.

Okul kapanıyor; kurslar açılıyor. Yabancı dil, yüzme, robotik kodlama, satranç, matematik, müzik…

Takvimler doluyor, çantalar değişiyor ama çocukların omuzlarındaki yük ne yazık ki hafiflemiyor.

Çocuklarımızı geleceğe hazırlamaya çalışırken, onların bugününü farkında olmadan tüketiyoruz.

Anne babaların niyeti elbette kötü değil. Herkes çocuğuna daha iyi bir gelecek kurmanın telaşında. Kimse evladının eksik kalmasını istemiyor. Fakat bazen şu soruyu sormayı unutuyoruz;

Bir çocuğun en büyük eksiği gerçekten bir kurs mudur?

Yoksa annesiyle uzun uzun sohbet edememesi, babasıyla doyasıya oyun oynayamaması, ailece kurulan bir sofrada kahkahalarla geçen bir akşamı yaşayamayışı mıdır?

Hayatın en önemli dersleri dört duvar arasında verilmez.

Sabah serinliğinde yapılan bir yürüyüşte verilir.

Birlikte sulanan bir çiçekte.

Dedeyle oynanan bir tavla oyununda.

Anneyle yoğrulan ekmek hamurunda.

Babayla tamir edilen eski bir bisiklette.

Çocuklar sevgiyi, kendilerine ayrılan zamanla ölçer.

Onlar için “Benimle ilgileniyorsun.” demenin en güçlü yolu, telefonsuz, telaşsız, acele etmeden geçirilen birkaç kaliteli saattir.

Bugün birçok evde çocukların odaları oyuncaklarla dolu ama birlikte yaşanmış anılar giderek azalıyor. Oysa bir çocuğun kişiliğini oyuncaklar değil, ilişkiler inşa eder. Güven duygusu anne babasının sesinde büyür. Merhameti evindeki davranışlardan öğrenir. Sabrı, sevgiyi ve paylaşmayı ailesinden görerek kazanır.

Yaz tatili sadece dinlenme zamanı değildir; aile olmayı yeniden hatırlama mevsimidir.

Birlikte çıkılan kısa bir yolculuk, balkon sohbetleri, akşamüstü dondurma yemeye yürümek, yıldızları seyretmek, eski aile albümlerini karıştırmak. Bunların hiçbirinin maddi değeri yüksek değildir ama manevi değeri hiçbir şekilde ölçülemez.

Çünkü çocukluk, pahalı etkinliklerle değil; sıcak hatıralarla güzelleşir.

Biz yetişkinler geleceği düşünürken çocuklar bugünü yaşar. Onlar, “Babam benimle ne kadar vakit geçirdi?”, “Annem beni ne kadar dinledi?”, “Evimizde ne kadar güldük?” sorularının cevabını bir ömür taşırlar.

Belki de bu yaz çocuklarımıza yeni bir kurs değil, yeni hatıralar armağan etmeliyiz.

Çünkü yıllar sonra hiçbir çocuk, “Keşke bir kursa daha gitseydim, bir başarı belgesi daha kazansaydım.” diye hayıflanmaz.

Ama çok yetişkin vardır ki, “Keşke babam benimle biraz daha vakit geçirseydi” , “Keşke annemle daha çok konuşabilseydim” diyerek çocukluğunu özler.

Değerli anneler, babalar;

Çocuklar büyür.

Yazlar biter.

Takvimler değişir.

Ama çocukluğun telafisi yoktur. Bugün çocuklarımıza ayırmadığımız zamanı, yarın hiçbir pişmanlık geri getiremeyecek.

 

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Asuman Sarıtaç yazıları

Çok okunanlar