Evin içinde bir hayat yok, Ama altında gizlenmiş bir ölüm var
Malatya’da on yıl…
Koskoca on yıl…
Bir insan kayboluyor.
Bir kardeş, bir baba, bir evlat…
Ve yıllarca “kayıp” dosyasında sessizce bekliyor.
Ta ki… Beton bile o sırrı taşıyamayana kadar.
Hüseyin Bağatur’un hikâyesi, kendi kendini anlatmıyor.
Cinayet, gizem, örtbas…
Üstelik bir kayısı bahçesinde, bir temel kazısında, “üzeri betonla kapatılmış” bir mezarda.
Dile kolay…
İddialara göre, “başına kurşun sıkıldıktan sonra kayısı bahçesine gömüldü”, üzerine “mikserle beton döküldü”, hatta “bir bağ evi yapıldı”.
Üstelik kapı yok.
Pencere yok.
Evin içinde bir hayat yok.
Ama altında gizlenmiş bir ölüm var.
Kaderin cilvesine bakın ki…
6 Şubat’ın yıkımı, sadece binaları değil, sırları da çökertecekmiş meğer.
Deprem o tuğlayı devirmiş, o çatıyı indirmiş, o sırrı dışarıya doğru fısıldamış.
Ve polis…
Cinayet Büro…
O fısıltıyı duyup koşmuş.
Bu dosyada bir şey daha var: inat.
Hani derler ya:
“Polis bu işin peşini bırakmamış.”
Tam olarak öyle.
Üç operasyon…
Tekrar tekrar gözaltılar…
“Adli kontrolle serbest kalanlar”…
Jeofizik mühendisleri, drone’lar, teknik takip, HTS analizleri…
Herkes yılmış, bazıları unutmuş olabilir.
Ama Cinayet Büro yılmamış.
Jeofizikçiler ölçüm yapmış, “temel altında şüpheli boşluk” demiş.
Kazı yapılacakmış ama bina çökecek diye yapılamamış.
Kadavra köpeği gelmiş, sonuç alınamamış.
Yine de vazgeçilmemiş.
Polisin bu dosyadaki ısrarına şapka çıkarıyorum.
Çünkü asıl kahramanlık, bazen silahla olmaz.
Bazen inatla olur.
Bazen sabırla olur.
Bazen “dosya kapanmayacak!” demekle olur.
Deprem çökertmiş.
Polis kazmış.
Gerçek ortaya çıkmış.
Ve üç kişi, “Ali Rıza Türker, Bayram Türker, Hediye Geçen” tutuklu olarak yargılanıyor.
İddialar ağır.
İddialar vahşi.
İddialar ürkütücü.
Ama en azından artık sır değil.
Bu dosyada bir kardeşin çığlığı da var:
Zahide Kopan’ın yıllarca kapı kapı dolaşması, “kayıp değil, bir şey oldu” demesi…
O çığlık 10 yıl sonra duyuldu.
Hüseyin Bağatur toprağın altında yalnız kalmadı.
Dosyasının kaderi, betonun kaderi gibi çökmeye mahkûm olmadı.
Ve belki…
Adaletin yolu uzun.
Sona daha var.
Dava sürüyor.
Ama gerçek artık toprağın üstünde.
Deprem, binayı çökertti.
Ama polis, karanlığı çökertecek kadar sabretti.
Bir insanın akıbeti öğrenildi.
Bir fail iddiası ortaya kondu.
Bir dava başladı.
Hayat böyle işte…
Bazen bir beton dökersin, üstünü kapattığını sanırsın.
Ama zaman…
Her şeyi geri söker.
Geri söktü.
Hüseyin Bağatur’un ruhu şad olsun.
Ailesine sabır diliyorum.
Ve bu dosyanın peşini bırakmayan Cinayet Büro’ya da…
































