TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE MEHDİ İNANCI
Tarihte mehdilik inancı Sümer ve Babil devletlerinde de görülür. Mehdilik inancı her dinin içinde; kendi tarihî, psikolojik ve sosyolojik şartlarına göre doğup gelişmiştir. Bütün dinlerde, mehdinin dünya hayatının sonlarına doğru gelip bozulan dünya nizamına yön vereceğine ve adaleti tesis edeceğine inanılır.
Yahudilikte Mehdilik İnancı: Yahudi inancına göre dünyaya gelecek olan mehdi, Hz. Davut’un soyundan gelecektir. Mehdinin dünyadaki bütün Yahudileri İsrail bölgesinde toplayacağına, Tanrı krallığını kurup tapınağı yeniden inşa ettikten sonra yeryüzünde adaleti tesis edeceğine inanılır.
Hristiyanlıkta Mehdilik İnancı: Hristiyanlık inancında mehdilik inancı yerine Mesih inancı vardır. Hristiyan inancına göre ahir zamanda Hz. İsa (a.s.), Mesih olarak gökten yeryüzüne inip Tanrı’nın krallığını kuracak ve yeryüzüne adalet sistemini yerleştirecektir.
Budizmde Mehdilik İnancı: Budizm inancında "Maitreya" adı verilen bir kurtarıcı inancı vardır. Mevcut Buda inancı unutulduğunda insanlara hakikati yeniden öğretmek için Maitreya’nın yeryüzüne ineceğine inanılır.
Hinduizmde Mehdilik İnancı: Hinduizm inancında "Kalki Avatar" adı verilen kurtarıcının, ahir zamanda (Kaliyuga’nın sonunda) dünyayı kötülükten arındırıp adaleti yeryüzünde inşa edeceğine inanılır. Özetle Hinduizm inancında ahir zamanda gelecek bir kurtarıcı beklentisi vardır.
İslam Dininde Mehdilik İnancı: İslam tarihinde mehdilik inancı ilk olarak Şia’nın Keysaniye fırkasının ortaya attığı bir görüştür. 680 yılındaki Kerbelâ faciasından sonra Kûfe şehrinde bir grup insan, Hz. Hüseyin’in intikamını almak için bir araya gelmiştir. Bu grubun lideri Muhtar es-Sekafî’dir. Hz. Hüseyin’i katleden ordunun komutanı Ömer bin Sa’d başta olmak üzere katliamdan sorumlu gördükleri bütün insanları katletmişlerdir. Muhtar es-Sekafî, Hz. Ali’nin oğlu Muhammed bin el-Hanefiyye’nin imam olduğunu ilan etmiştir. Muhammed bin el-Hanefiyye 700 yılında vefat etmesine rağmen, Keysaniye fırkası taraftarlarına göre o ölmemiştir; Radvâ Dağı’nda yaşamaktadır ve kıyamete yakın bir zamanda dünyaya gelip İslam dinini bütün dünyaya yayacaktır. Keysaniye fırkasının inancına göre imama tabi olduktan sonra dinî vecibeleri yerine getirmeye lüzum kalmamıştır. Keysaniye fırkasının inancına göre Muhammed bin el-Hanefiyye dördüncü imamdır. Bir başka grubun iddiası ise Hz. Ali'nin, Cemel ve Sıffin savaşlarında ordunun bayrağını Muhammed bin el-Hanefiyye’ye taşıttığına göre kendi yerine imam olarak onu tayin ettiğidir. Günümüzde Şia’nın Keysaniye fırkasının taraftarı yoktur.
Zeydiye Fırkası: Günümüzde Yemen Devleti’nin resmî mezhebi, Şia’nın Zeydiye fırkasıdır. Zeydiye fırkası; itikadi konularda Mutezileye, fıkhi konularda Hanefi mezhebine yakındır. Zeydiye mezhebine göre imamet silsilesi; Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynelâbidîn ve Hz. Zeyd’dir. Bu mezhepte olanların inancında mehdilik inancı yoktur. Bu mezhepte olanların inancına göre imamlık makamı Hz. Zeyd ile son bulmuştur.
İsmailiye Fırkası: Şia mezhebinin bir kolu olan İsmailiye fırkasının inancına göre imamlık silsilesi; Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Zeynelâbidîn, Hz. Muhammed el-Bâkır, Hz. Cafer-i Sâdık ve Hz. İsmail’dir. Cafer-i Sâdık’tan sonra yedinci imam olarak büyük oğlu İsmail’i kabul ederler. İsmailiye fırkasına göre İsmail ölmemiştir; kıyamet alametlerinin zuhur etmesi ile Hz. İsmail yeryüzüne inip dünyaya nizam verecek olan mehdi olacaktır.
İsnaaşeriye Fırkası: Şia mezhebinin On İkiciler veya İsnaaşeriye fırkasının inancına göre; Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in zürriyetinden olan Muhammed el-Bâkır, Cafer-i Sâdık, Musa el-Kâzım, Ali er-Rızâ, Muhammed et-Takî, Ali en-Nakî, Hasan el-Askerî ve Muhammed el-Mehdî olmak üzere imamların sayısı on iki ile sona ermiştir. On birinci imam Hasan el-Askerî’nin 874 yılında vefatı neticesinde bu inanca sahip olan grup ikiye bölünmüştür. Bir grup insan Hasan el-Askerî’nin erkek çocuğu olmadığına inanırken, diğer grup ise Hasan el-Askerî’nin Muhammed el-Mehdî diye bir oğlunun olduğunu, düşmanlarından zarar görmemesi için saklandığını iddia etmiştir. On ikinci imam olarak kabul edilen Muhammed el-Mehdî’yi sağlığında dört kişiden başka gören olmamıştır. Bu döneme "Küçük Gaybet", 941 yılından sonra kendisiyle irtibat kurulmayan ve günümüzde olduğu gibi kıyamet alametlerinin zuhur edeceği döneme kadar devam edecek olan sürece de "Büyük Gaybet"e girdiği düşüncesi hâkimdir. Şia’nın İsnaaşeriye fırkasında olan aleviler, Muhammed el-Mehdî’nin sağ olduğunu ve kıyametten önce mehdi sıfatı ile dünyaya zuhur ederek zulümle dolmuş dünyaya adalet dağıtacağını iddia ederler.
Ehlisünnet İnancına Göre Mehdilik: İslam dininin temel esaslarında mehdilik inancı yoktur. Kur’an-ı Kerim’de mehdi ile ilgili bir ayet olmadığından, İslam dininin esasları olan imanın ve İslam’ın şartlarında mehdi’nin yeryüzüne ineceğine dair hiçbir bilgi yoktur. Buhârî ve Müslim’in hadis kitaplarında da mehdi ile ilgili hiçbir hadis olmamasına rağmen; Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin hadis kitaplarında mehdi ile ilgili hadisler varsa da İslam âlimleri bu hadisleri "zayıf hadis" olarak kabul ederler. Bazı tarikatlar bu zayıf hadisleri göz önüne alarak kıyamete yakın bir zamanda mehdi’nin yeryüzüne ineceğini iddia ederken, bu inen mehdinin de kendi tarikatlarından olacağını ima ediyorlar. Tarihin her döneminde, bütün inançlarda; tembel, geri kalmış ve cahil toplumlar her daim gökten bir kurtarıcı beklemişlerdir. Kısacası Şia’nın kolları olan Keysaniye, İsmailiye ve İsnaaşeriye fırkaları mehdilik inancını Musevi ve İsevi dinlerinden esinlenerek almışlardır. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat topluluğundan bir grup Müslüman da Şia’dan esinlenerek mehdinin gelip yeryüzüne adalet dağıtacağına inanır.


































