SON DAKİKA
Reklam

Müdür, devletin kasası dilsizdir ama defteri konuşur

Müdür, devletin kasası dilsizdir ama defteri konuşur
A- A+
Reklam

Yedi Milyonluk Fatura Bir Gecede Nasıl Yarıya İndi?

Bir kurum düşünün.

Milletin yarasını sarmakla görevli. Afette enkazın başında, depremzedenin yanında olması gereken bir kurum…

Ama bugün bu kurumun kapısında başka sorular dolaşıyor.

Öyle üç kuruşluk, beş kuruşluk sorular değil bunlar. Milyonların hesabı soruluyor. Vinçlerin, tırların, puantajların, faturaların hesabı soruluyor.

Ortaya atılan iddia şu:

“Sahada 5 vinç ve 7 tır bulunduğu hâlde, puantajlarda 11 vinç ve 11 tır çalışmış gibi gösterildi.”

Bu doğruysa, ortada basit bir hesap hatası yoktur. Kalem sürçmesi hiç değildir. Beş vinci on bir yapan kalem, yanlışlıkla değil, iradeyle oynar.

Yine deniliyor ki:

“Pazar günü çalışmayan araçlar tam gün çalışmış gibi yazıldı. Kamyonlar cumartesi ve pazar çalışmadığı hâlde puantajlara eklendi.”

Hayalet vinçler çalışmış!

Hayalet tırlar taşımış!

Milletin görmediği araçları kâğıt görmüş, sahada bulunmayan makineleri fatura bulmuş!

Daha ağır bir iddia var:

“Gerçek hak edişin 2 milyon 400 bin lirayı geçmemesi gerekirken 7 milyon 400 bin liralık fatura düzenlendi.”

Soruyoruz: Aradaki 5 milyon lira nereye dayanıyor?

Hangi işe?

Hangi sefere?

Hangi vinç koluna?

Hangi tır tekerine?

Fatura niçin yarıya indirildi?

Haber yayımlandıktan sonra, 7 milyon 400 bin liralık faturanın firma tarafından yaklaşık yarı yarıya düşürüldüğü öne sürülüyor.

İddia şu:

“Haberin ardından ilk fatura değiştirilerek daha düşük tutarlı ikinci bir fatura düzenlendi.”

İş gerçekten 7 milyon 400 bin liralıksa neden alacağından vazgeçtin?

Yok, iş bu kadar değilse ilk faturayı hangi hesapla kestin?

Bir fatura bir gecede yarıya düşüyorsa, orada yalnız rakam düşmez; güven de düşer. Kurumun itibarı düşer. İmza atanların sorumluluğu büyür.

Bu değişikliğin gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır.

Fatura neden değişti?

Kim görüştü?

Kim talimat verdi?

İlk faturayı kim kontrol etti?

İkinci faturayı kim kabul etti?

Bayramda çalışmayan araçlar çalışmış mı gösterildi?

Bir başka iddia da Kurban Bayramı dönemine ilişkin:

“Dokuz günlük bayram tatilinde çalışılmadığı hâlde araçlar çalışmış gibi gösterildi ve ödeme yapıldı.”

Bayramda kontak açmayan araca para ödenmişse, bunun adı tatil ücreti değildir.

Bu milletin parasıdır.

Depremzedenin konteyneridir.

Yetimin hakkıdır.

Çadır bekleyen vatandaşın, evine giremeyen ailenin hakkıdır.

Kimse kamu kasasını sahipsiz sanmasın.

Geçmiş 14 aya ait faturalar tek tek incelenmelidir. Vinçlerin çalıştığı günler, taşıdığı konteyner sayıları, araçların GPS kayıtları, saha tutanakları, puantajları ve hak ediş belgeleri karşılaştırılmalıdır. Çalıştığı idida edilen vinç ve tır çalışanların HTS kayıtlarına bakılmalı, o gün neredeler di? 

Bir ayda ortaya çıktığı ileri sürülen fark, önceki aylarda da var mıydı?

Varsa kim görmedi?

Kim görmezden geldi?

Kim imzaladı?

Kim ödedi?

Mahkeme kararı neden temyiz edilmedi?

İddialar yalnız faturayla sınırlı değil.

Şu sorular da cevap bekliyor:

“Kurumun kadrolu avukatı bulunduğu hâlde mahkeme kararına süresi içinde itiraz edilmedi.”

“İhale komisyonunun asil üyeleri imzadan kaçınınca, başka üyelerle işlem yapıldı.”

“Mahkeme kararından sonra ihalenin iptaline ilişkin idari işlem tesis edildi; buna rağmen hak ediş ve ödeme süreci devam ettirildi.”

Bunlar doğruysa mesele ihmal kelimesiyle geçiştirilemez.

Bir mahkeme kararı tebliğ edilmişse, kurumun hukuk birimi ne yaptı?

Süre neden geçirildi?

İtiraz hakkı neden kullanılmadı?

İhaleden bir yıl sonra komisyon yapısı neden değiştirildi?

Asıl üyeler niçin imza atmadı?

Onların çekindiği neydi?

Yerlerine kimler getirildi?

Kamu yönetimi, “Birileri imzalamadı, başkasını buluruz” anlayışıyla yürütülemez.

İmza, kalem oynatmak değildir. İmza, sorumluluktur. Yarın hâkim önünde, müfettiş karşısında, millet huzurunda verilecek hesabın adıdır.

Kurum müdürü neye güveniyor?

Kurum müdürüne atfedilen bir söz de var:

“Beni buradan almayı düşünüyorlar ama ben bunlarda bu iradeyi görmüyorum.”

Bu söz gerçekten söylenmişse vahimdir.

Bir kamu görevlisinin gücü, makam koltuğundan değil, hukuka bağlılığından gelir. “Beni alamazlar” havası, devlet terbiyesine sığmaz.

Devlet, kimsenin şahsi çiftliği değildir.

Kurum müdürü dokunulmaz değildir.

Komisyon başkanı dokunulmaz değildir.

Fatura kesen firma dokunulmaz değildir.

İmza atan da, göz yuman da, ödeme yapan da hesap verir.

Dosya bağımsız biçimde incelenmelidir

Bu yazı hüküm vermiyor. Suçlu ilan etmiyor. Ancak ortaya atılan iddialar, “dedikodu” denilip geçilecek türden değildir.

Faturalar, puantajlar, araç takip kayıtları, banka ödemeleri, ihale belgeleri, komisyon kararları ve hukuk birimi yazışmaları bağımsız müfettişlerce incelenmelidir.

İddialar asılsızsa kurum çıkıp belgeyle açıklamalıdır.

Doğruysa sorumlular hakkında idari ve adli işlem başlatılmalıdır.

Milletin istediği intikam değil, hesaptır.

Beş vinci on bir yapan kim?

Çalışmayan tırı çalışmış gösteren kim?

2 milyon 400 bin liralık olduğu öne sürülen işi 7 milyon 400 bine çıkaran kim?

Sonra o faturayı yarıya düşüren kim?

Geçmiş 14 ayın hesabını kim verecek?

Kurumun kapısında bu sorular dururken kimse suskunluğu cevap sanmasın.

Çünkü devletin kasası dilsizdir ama defteri konuşur.

Puantaj konuşur.

Fatura konuşur.

İmza konuşur.

Ve gün gelir, millet de konuşur.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Burhan KARADUMAN yazıları

Çok okunanlar