SON DAKİKA
Sertif PARLAK

Seçim Sonuçları ve Anadolu İrfanı - 2

Seçim Sonuçları ve Anadolu İrfanı - 2
A- A+

İKİ asırdır Müslümanlar olarak yolumuzu ve yönümüzü kaybettik. O yüzden nereye gideceğimizi, nereye yöneleceğimizi şaşırıyoruz. Yola koyulmada, yolu tutturmakta zorlanıyoruz.

Daha acısı, yön ve yol yamulmasının pek farkında değiliz. Bize sorarsanız çok iyi yolda gidiyoruz. Oysa kuvvetimizi de, zaafımızı da yanlış tanımlıyoruz. Yanlış reçetelere ve yanlış doktorlara müracaat ediyoruz. Peki, kendimizi nasıl buluruz?

İrfanın tarifinde bunun cevabı var: “Kendini tanıyan Rabbini tanır.” Burada “kendi” denilen, “Rabbimizin kulu” demektir. Bugün eğer kendimizi kaybetmişsek, o hâlde önce kendimizi Rabbimizin yolunda bulmamız gerekiyor. Bunun için kendini ve Rabbini dosdoğru tanıyan, irfan sahibi, arif kişilerden örnek almalıyız.

“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Bununla beraber Allah çoğunu affeder.” (Şûrâ, 30) ayetini düşünelim. Bu seçim neticesini tefekkürle ve sakin bir şekilde kabullenmek ve hikmetinden sual olmayan Allah’a yaslanmak icap eder. Kadim tarihten ders almayanların bu seçimdeki (31 Mart 2024) rolüne bir bakalım…

Tarihî kaynaklarda 1683 İkinci Viyana Muhasarasının başarısızlıkla sonuçlanmasının nedeni, genellikle dönemin Kırım Hanı olan Murad Giray Han’ın görevine riayet etmemesi ile açıklanmaktadır. Sözü edilen dönemde ve daha sonraki yıllarda kaleme alınmış olan Osmanlı ve Kırım kaynaklarında bu başarısız seferin tek nedeninin Kırım Hanı ve onun meydana gelen savaştaki tutumu olmadığı ise görülmektedir.

Bu kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Osmanlı Devleti’nin güç kaybederek gerileme sürecine girmesi ve aynı sürecin de Kırım Hanlığı’nda da görülmesi, Murad Giray’ın hanlığı dönemindeki faaliyetleri ve İkinci Viyana Kuşatması esnasında meydana gelen olayları dikkatle incelemeyi gerektirmektedir.

Kırım Hanlığı açısından kuşatmanın önemli sonuçlarından biri, Rusya’nın Osmanlı Devleti ve dolaylı yoldan Kırım Hanlığı üzerine açıkça harekete geçmesidir. Ayrıca Kırım Hanlığı’nın Rusya üzerindeki hâkimiyetini kaybetmesi sürecini de bu dönemde daha iyi görmekteyiz. İkinci Viyana Muhasarasının başarısızlıkla neticelenmesine sadece Murad Giray Han ve Kırım kuvvetlerinin neden olmadığını, Osmanlı ordusunun, başta dönemin Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa olmak üzere askerler arasında görülen tercübesizlik, hatta kimi komutanlar arasında tedbirsizliklerin ve daha da önemlisi ordu içerisindeki düzensizliğin neden olduğunu ifade eden tarihçilerin ifadelerine de rastlıyoruz. 

Ayrıca bazı kaynaklarda Murad Giray Han ile Merzifonlu Kara Mustafa Paşa arasındaki kötü ilişkilerin yanında, Kırım kuvvetlerinin de dönemin şartlarından dolayı isteksiz olmaları ve bu tip seferlere sadece ganimet elde etmek gözüyle bakmaları, durumun daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır.

Kırım kuvvetlerinin esas savaşın meydana gelmesinden bir gün önce yağma yapmaları ise, yapılmış en büyük taktiksel hatadır. Yine bazı tarihî kaynaklarda Murad Giray’ın, “Bırakın Osmanlı mağlûp olsun, kıymetimiz bilinsin, hep biz mi onların arkasından gideceğiz?” dediği belirtilmekedir.

Başka bir örnek olarak Büyük Selçuklu meliklerinden İbrahim Yınal, Büyük Selçuklular, hatta Türk tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Tuğrul Bey’in Batı İran, Azerbaycan ve Doğu Anadolu’daki hızlı ilerleyişinin en önemli aktörlerinden biridir. Selçukluların büyük devlet olma özelliğini bu kadar hızlı şekilde kazanmasındaki rolü de ortadadır. Onun Tuğrul Bey’den sonra sultan olma ihtimâli, mevcut şartlara bakıldığında hayli yüksektir, ancak aceleciliği bunu denemesine bile fırsat vermeden ölümüne neden olmuştur. Onun ölümü, Melikşah’ın ölümünden sonra meydana gelen taht mücadelesinin bir benzerinin bu dönemde yaşanmasına da engel olmuştur. Nitekim Sultan Muhammed Alp Arslan, Kutalmış ve İbrahim Yınal’ın yer alacağı bir taht mücadelesinin Büyük Selçuklulara zarar verdiği açıktır.

Rahmetli Sultan Muhammed Alparslan’ın muvaffak olmaması için rahmetli Melik İbrahim Yınal’ın değişik desiselere başvurduğu, bilinen tarihî hakikatlerdir. İşte kadim tarihimiz bu misâllerin binlercesine şahit olmuştur; bugün de aynılarına şahit olmaktayız.

(Devam edecek…)

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Sertif PARLAK yazıları

Çok okunanlar