SON DAKİKA
Reklam

MİŞMİŞ

A- A+
Reklam

"Mişmiş" kelimesi İbranice, "kayısı" kelimesi ise Farsçadır. Malatya’nın dışında bazı bölgelerde kayısıya "zerdali" denir; zerdali kelimesi de Farsçadır. Mişmiş (mışmış), yetiştiğimiz 1960'lı yıllar itibarıyla halk arasında pek bilinmezdi. Malatya’da "aşı mışmış" veya "hudayi mışmış" adı ile söylenirdi. Daha sonraki yıllarda toplum mişmiş yerine kayısı kelimesini kullanmaya başladı; yeni nesil mişmiş adını bilmez.

Malatya’da kayısının merkezi Malatya merkez, Orduzu, Eski Malatya ve bunlara bağlı köylerdir. İzollu ve Akçadağ bölgesinde 1950’li yıllardan; Darende ve Hekimhan ilçelerinde 1960’lı yıllardan; Baskil, Gürün ve Elbistan bölgelerinde ise 1980'li yıllardan sonra kayısı bahçeleri yetiştirilmeye başlanmıştır.

Benim köyüm olan Çolakoğlu (Çöloğlu) köyünde Seferberlik Dönemi'nden önce de mışmış bahçelerinin olduğunu büyüklerimizden duymuştuk. Cumhuriyetin ilk yıllarında hudayi mışmış ağacı sayısı, aşı mışmıştan fazla imiş. Cumhuriyetten sonra kükürtleme ile aşılı kayısıların kurutulup uzun süre saklanma imkânının doğmasıyla aşı mışmışın ekimi artarken, hudayi mışmış ağacı sayısı her yıl hızla azalarak günümüzde her bahçede bir-iki köke kadar düşmüştür. Köyümüzde ilk islim damı 1940 yılında yapılmış ve aşılı mışmışlar kükürtlenmiştir.

Yetiştiğimiz 1960'lı yıllarda genelde Yukarı Banazılı aileler köyümüze gelip kayısı kiralarlardı (icar ederlerdi). Çünkü kayısı toplama mevsimi ile buğday hasat zamanı aynı döneme denk geldiğinden kayısı meyvesi dalında satılırdı; bizim köylüler de o insanlara "icarcı" derlerdi. Eskiden bahçelerin etrafına kayısı ağacı dikilir, bahçe içlerine de genelde sebze ekilirdi; bazı yıllarda ise bahçe içine buğday, arpa veya yonca ekilirdi.

1655 yılında Malatya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Malatya'da her türlü meyvenin yetiştirildiğini ifade ederken; Malatya’da "Al hamri, sarı hamri, mışmış hamri, beyaz hamri, bek hamri, sulu hamri ve etli hamri" olmak üzere yedi çeşit mışmışın olduğunu Seyahatname'sinde yazmıştır.

Malatya’da ilk olarak kayısı üzerinde bilimsel çalışma yapan Prof. Dr. Lütfi Ülkümen, 1938 yılında yaptığı çalışmalarda kayısı çeşitlerini şöyle sıralamıştır: Hacıhaliloğlu aşısı, Çöloğlu aşısı, Hacıkız aşısı, Hasanbey aşısı, Gâvur aşısı ve Sarı lök aşısı olmak üzere altı çeşit aşılı kayısı olduğunu belirtmiş; ayrıca taşrada az da olsa başka aşı çeşitlerinin de bulunabileceğini ifade etmiştir.

Yetiştiğimiz 1960'lı yıllarda bizim bölgede Sarı lök aşısını görmedik. Bahçelerimizde Hacıhaliloğlu aşısı ağırlıkta olsa da Çöloğlu, Hasanbey, Gâvur aşısı ve Hacıkız aşısı olan ağaçlar vardı. Günümüzde ise Çöloğlu, Gâvur aşısı ve Hacıkız aşıları kaybolmuş; yerlerini başka aşı çeşitleri almıştır.

Kayısı eskiden kurutma ve pestil olmak üzere iki türlü değerlendirilirdi. Kayısı kurutma ise hoşaflık ve çerezlik olarak iki çeşit olurdu. Günümüzde kayısı pestili unutulmuş, çerezlik kayısı da son günlerini yaşamaktadır; çünkü hudayi kayısı ağaçları tükenmemek için adeta çırpınmaktadır.

Günümüzde dünya kayısı piyasasının %80'i Malatya kayısısına ait olsa da devletimizin göz yumması neticesinde tüccarlarımızın, başta İran olmak üzere Türki cumhuriyetlerden getirdikleri kuru kayısıları Malatya kayısısı diyerek dış piyasaya sunmaları neticesinde Malatya kayısı ihracatı büyük bir yara almıştır. Kayısı tüccarlarının uyguladığı bu yanlış politikalar nedeniyle kayısı piyasası son sürat Malatya’nın elinden çıkmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Mustafa ÇOLAKOĞLU yazıları

Çok okunanlar