Transfer

Transfer kelimesinin anlamı; bir kimseyi veya bir eşyayı bir yerden alıp başka bir yere para karşılığında nakletmek veya devretmektir. Fransızcadan gelen transfer kelimesi, genellikle spor camiasında takımların birbiriyle parasal bir meblağ karşılığında anlaşarak sporcu alım satımı yapması durumunda kullanılır.
Türkiye’de siyasi arenada transfer rezaleti, 1978 yılında Güneş Motel’de Adalet Partisi’nden on bir milletvekilinin aldıkları oylara ihanet ederek ve şahsiyetlerinden taviz vererek makam mevki karşılığında Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçmesiyle adını duyurmuştur. Bu on bir milletvekilinin alınlarına sürdükleri kara lekenin zürriyetlerine de intikal edeceğini tahmin ediyorum. Spor dünyasında transferin belli bir zamanı vardır; belirlenen zamanın dışında transfer yapılamaz. Günümüzde siyasi arenada ise transferin belirlenmiş bir zamanı yoktur, yılın herhangi bir gününde yapılır. 1978 yılında başlatılan milletvekili transferleri günümüzde daha da gelişerek milletvekillerinin yanında belediye başkanları ve il encümenlerini de içine alarak bir transfer borsasına dönüşmüştür.
Bu yüz kızartıcı transfer borsasına dahil olan kişilerin bir kısmı para karşılığında mı transfer olmaktadır? İktidar tarafından varsa ayıp ve kusurlarının görmezden gelineceği garantisi mi verilmiştir? Bazılarına ileri tarihlerde yapılacak seçimlerde garanti mi verilmiştir? Yoksa iktidarın baskısı sonucunda mı bu transferler gerçekleşmektedir? Bu soruların cevabını yalnızca transfer olanlar ve transfer borsasını yönetenler bilir, bizimki yalnızca bir tahmindir.
Kısacası siyaset kirletilmiştir. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde siyaset bu kadar kirletilmemiştir. Transfer borsasına dahil olan milletvekilleri, belediye başkanları ve encümenler hangi yüzle oy aldıkları seçmenlerinin yüzüne bakacak, hangi yüzle eş, dost ve aile efradının karşısına çıkacaktır? Demokrasi kelimesinin kitaplarda ve söylemlerde yapılan tarifinin Türkiye’de yerleşmemesinin en büyük nedeni, başta partilerin genel başkanları olmak üzere siyaset dünyasında söz sahiplerinin demokrasiye inanmamalarıdır.

































