Altın Nesil

1914 yılında çıkan ve bütün dünyayı kasıp kavuran Birinci Dünya Savaşı, büyüklerimizin ifadesi ile seferberlik; savaşın arkasından İstiklal Savaşı ile toplam sekiz yıl süren bu savaşlarda, Türk milleti kadını ve erkeği ile beraber mücadele etmişlerdir. On yıl süren bu savaşlar serisinde Türk milleti savaş meydanının dışında, Ermeni teröründe ve açlıktan ölen milyonlarca insanını kaybetmiştir. Bu savaşları görmüş olan nesil tam rahata erdik mi diye sevinirken patlak veren İkinci Dünya Savaşı'nı da sefalet ve yokluk içinde mücadele ederek atlatmıştır. Millî ve manevi güçle yüklü olan büyüklerimiz bu dönemi savaş, açlık ve sefaletle mücadele ederek bu vatanı bize hediye etmişlerdir. Dedelerimizin ve ninelerimizin yaptıkları bu fedakârlığı ölçecek veya tartacak bir alet edevat hâlâ dünyada icat edilmemiştir. Bu neslin kahramanları genelde dünyayı terk-i sıla etmişlerdir, günümüzde az da olsa yaşayanlar ise ahirete doğru yola çıkmak için hazırlık yapmaktalar.
Altın Nesil ve 1950 Kuşağı
1950 yılından sonra dünyaya gelmiş olan insanlar bu kahraman neslin çocuklarıdır. 1950 – 2000 yılları arasında dünyaya gelen bu nesil açlık sefaleti yaşamadığı gibi varlık içinde büyümüşlerdir. Bu dönemde dünyaya gelen nesil millî ve manevi güçlerden yoksun olmadıklarından vatan sevgisinden taviz vermedikleri gibi Allah’ın emirlerini de yerine getirmek için çaba sarf ederek hayatlarını ikame etmek için mücadele etmişlerdir. Bu altın nesil Kıbrıs Savaşı'nı kazandıkları gibi 1970-1980 yıllarında Türkiye’yi kan gölüne çeviren vatan hainlerinin de heveslerini kursaklarında bırakmışlardır. Bu nesil mümkün olduğu kadar helal, haram, ayıp, günah, büyüklere saygı, küçüklere sevgi kıstaslarına dikkat ederek hayatlarını ikame eden bu insanlarımıza altın nesil denir. Altın nesil de günümüzde sessizce bu dünyayı terk-i sıla etmeye başlamışlardır.
Günümüz Kuşağı ve Değişen Değerler
Yedi kıtada yaşayan günümüzün insanları insanlık tarihinin en mükemmel dönemini yaşamaktadırlar. İnsanlık tarihinde, insanların böyle bir zevk sefa ve varlık içinde yaşadıkları görülmemiştir. 2000 yılından sonra dünyaya gelen yeni neslin çoğunda genelde ayıp, günah gibi güzel hasletler yok hükmünde olduğu gibi evlilik mefhumu evciliğe dönüşmüştür. Çıplaklığı, hayâsızlığı ve utanmazlıklarına da özgür gençlik adı veriyorlar. Utanma duygusunu kaybetmiş insanlar her türlü olumsuzluğa açıktır. Bu tür insanlarda millî ve manevi hasletler olmaz. İnsanları hayvanlardan ayıran üç temel özellik vardır. Hayvanlarda utanma, inanç ve aile mefhumu yoktur. Utanma hasleti olmayanın inancı da olmadığı gibi aile mefhumu da olmaz. Bu tür insanlarda namus hasleti olmadığı için haram, helal duygusu olmaz. Bu nesil para, mevki, şan ve şöhret için her türlü rezilliğe soyunurlar. Kadın veya erkek fark etmez, aile mefhumuna saygısı olmayanlar her an eşlerine ihanet ederler. Her asırda veya her toplumda iyi insanlar olduğu gibi kötü insanlar da vardır. Günümüzde ne yazık ki, iyi insanların sayısı azalırken kötü insanların sayısı gün be gün artmaktadır.

































