SON DAKİKA
Reklam
Reklam
Sertif PARLAK

Kur'ân ve Sünnet Işığında Aile Huzuru ve Evliliğin Sırrı

Kur'ân ve Sünnet Işığında Aile Huzuru ve Evliliğin Sırrı
A- A+
Reklam

Ümmetleri şadüman eden, milletlerin istikbalini parlatan, atiye büyük tasavvurlarla kapı aralayan şaikanın mührü, sağlam ailelerin meydana getirdiği toplumlardır. Rahatlıkla söylenebilir ki bu toplumlarda istikbâle emin adımlarla yürünür. Bu adımların güzergâhı ise Müslüman Milletimizin hissiyatına rehber olan ve yolunu aydınlatan Kur’ân’ı Kerîm ve O’nun nurlu yolundan gitmekle hayat bulur.

Kur’ân ve sünnet ışığında aile; karşılıklı sevgi, saygı, merhamet ve adalete dayanan ilahi bir müessesedir. İslam’da aile huzuru, eşlerin birbirlerinin hukukunu gözetmesi, hakkaniyetli olması, istişareye önem vermesi ve çocukların sorumluluğunu bilincinde olarak yerine getirmesi ile sağlanır.

Yaratılışı gereği sosyal bir varlık olan insan için içtimai hayat ne kadar önemli ve gerekli ise, bir toplum için de o toplumun çekirdeğini oluşturan, aile kurumu o kadar hayati bir öneme sahiptir. Aile bu niteliğiyle toplumlarda kültürel kimliğin, insanî değerlerin ve tarihi sürekliliğin koruyucusu ve aktarıcısı olan bir kurumdur. Bugün gerek ferdî gerekse sosyal ya da cihanşümul boyutta yaşanan bütün sıkıntıların ya da güzelliklerin aile kurumuyla güçlü bir ilişkisinin olduğu ortadadır, apaçıktır.

Mü’mince bir duruşun ve Müslümanca bir hayatın inşası için en öncelikli tavır, Sevgili Peygamberimizin (sas) ortaya koyduğu aile değerlerini örnek almaktır. Böylece, daha iyi bir hayat için muhtaç olduğumuz temel değerler öncelikle ailede hayat bulacak, oradan da topluma ve bütün dünyaya huzur katacaktır. Nebevî ailenin sırrını şöyle ifade edebiliriz. Ârifandan: “Ailenin, nesli muhafaza etmek gibi önemli ve vazgeçilmez bir işlevi vardır. Ailenin nesli muhafaza etme bilinciyle kurulduğu toplumlar, gelişmiş ve medenî toplumlardır. Çünkü insani ve vicdani değerler ancak bu tür bir aile ortamında doğup gelişir ve bir sonraki kuşağa aktarılır. Dine, hayata, topluma ve insanın varoluşuna dair sağlıklı bir zihniyet, aileden başka hiçbir ictimai kurum veya kuruluşta doğup gelişemez. Güçlü toplum, güçlü aile bağları ile kurulur. Huzurlu toplum, ancak aile huzuruyla kurulur… ”

İslam’ın öngördüğü kutsal bir bağ olan evlilik, aile kurumunu oluşturan, karı-koca arasındaki hayat müşterekliğinin adıdır. Yüce Allah, insanın soyunun korunması ve devamı için, yeryüzünün imarı ve gelişimi için evliliği emretmiş/ yasalaştırmıştır.

Aile Kurmanın Temeli ve Evliliğin sırrı: Kur’ân-ı Kerîm’de eşlerin birbirleri için birer huzur kaynağı olduğu, aralarında sevgi ve merhamet kılındığı (Rûm Suresi, 30/21) âyette açıkça vurgulanır. Yüce Allah, Rum Suresi 21. âyette şöyle buyuruyor:” Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Bunda, düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.”

Bu âyet, evliliğin derin bir anlam taşıdığını ve yalnızca aynı çatı altında yaşamaktan ibaret olmadığını bizlere öğretir. Evlilik, huzuru paylaşmayı, sevgiyi büyütmeyi ve merhameti kuşanmayı gerektirir. Allah (C.C.)’ın insana bahşettiği en büyük nimetlerden biri olan evlilik, aynı zamanda bir sorumluluktur. Bu nimetin korunması için eşlerin çaba göstermesi, birbirlerine karşı fedakâr ve anlayışlı olmaları gerekir. Sevgi ve merhamet, kendiliğinden var olan ve sürekli devam eden duygular değildir. Onlar, eşlerin birbirine gösterdiği gayretle, samimi dualarla ve Allah(C.C.)’a sığınarak güçlenir. Günlük hayatın zorlukları, sevgi ve merhameti zayıflatabilir; ancak eşler birbirine destek oldukça, bu duygular yeniden yeşerir. Evlilikte başarı, her iki tarafın da emek vermesi, karşılıklı saygı ve anlayışla hareket etmesiyle mümkündür. Bu çabalar, evliliği daha sağlam ve bereketli kılar. Evlilik, sadece iki insanın bir araya gelmesi değil, aynı zamanda derin bir manevî yolculuktur. Bu yolculukta, eşlerin birbirlerine duyduğu sevgi, sadakat ve anlayış, sadece dünya için değil, Allah(C.C.)’ın rızası için olmalıdır. Gerçek bir huzur, eşler arasındaki sevgi ve saygının Allah(C.C.)’a duyulan sevgiyle temellendirilmesidir. Evlilik, iki kişinin birbirlerine duyduğu sevgiyi, Allah(C.C.)’a duydukları sevgiye dayandırarak beslemelidir. Bu, sadece bir his değil, sürekli olarak yenilenmesi ve fedakârlıkla büyütülmesi gereken bir bağdır.

Eşler (zevc-zevce) arasındaki sevgi ve saygı, birbirini tamamlayan değerlerdir. Saygı, sevginin temeli olup, her eşin diğerinin haklarına saygı göstermesi ve duygusal/rûhi ihtiyaçlarına dikkat etmesi gerekir. Bu, karşılıklı anlayış ve fedakârlık gerektirir. Evliliğin huzurlu ve sağlıklı bir şekilde sürmesi için,-bey ile hatununu- eşler sadece duygusal bağlarla değil, aynı zamanda Allah(C.C.)’a olan bağlılıklarıyla da birbirlerine yakın olmalıdırlar. Evliliği, manevi değerlerle beslemek, eşlerin arasındaki problemleri çözmenin ve huzuru sağlamanın en etkili yoludur.

Aile toplumun çekirdeğidir. Aileler birleşerek toplumları meydana getirir. Bu çekirdek topluluk her çeşit faziletin kaynağıdır. Sağlıklı nesiller bu yuvada yetişir. Çocuk, yaratılışla ilgili gelişmesini de ahlâk ve terbiyesini de önce buradan alır. İnsan sevgisinin kaynağı da ailedir. Bir milletin sahip olduğu bütün özellikleri bir ailede görmek mümkündür. Bir toplulukta aile ne kadar sağlam temellere oturur ise o aileden meydana gelen toplum, o nisbetle sağlam yapıya sahip olmuş olur. Bunun içindir ki dinimiz aileye büyük önem vermiştir. Nebevî Sünnette Ölçü; Nebevî işaretle hayatiyet bulur/bulmuştur: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) evliliğin önemini ve yuva kurmanın bereketini “Evlenmek benim sünnetimdir” hadisiyle ifade etmiş ve aileyi toplumsal/içtimâi ahlâkın korunması için en sağlam kale olarak nitelemiştir. Aile gibi müesses kurumun Bihakkın rahmani menzile varması, toplumun salah ve selameti için fedai can olmak ve sadakatin yolu, aileyi meydana getiren birinci sıradaki tarafların yapmaları gereken fedakârlıklarına bakalım

Eşlerin Karşılıklı Sorumlulukları: Huzurlu bir aile saadetinin anahtarı, eşlerin birbirlerine karşı âdil, anlayışlı ve vefakâr olmasıdır.

Konuyu başlıklar halinde müşahhas bir misalle arzedelim. Peki Kadın ve Erkeğin Hakları nereye kadardır?: İslam’da aile bir gemi gibidir; eşlerin her biri bu geminin selameti için üzerine düşen görevleri yapar. Eşler arası iletişimde tatlı söz, affedici olma ve tahammül esastır. İkinci sırada; Sevgi ve Saygı: Evliliğin ilk günkü heyecanını korumak, zorluklar karşısında sabır göstermek ve kusur örtmek Peygamberî ahlâkın bir gereğidir.

Peki, biz bu emaneti nasıl koruyacağız? Bunun yolu adalet, sevgi ve güzel ahlâktır. Nebevî yolun mutlu ailesi için biraz daha tefekkür ve gayret gösterelim. Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor: “Mü’minlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız da ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.” (Tirmizi, Menakıb, 63)

Eşimize karşı nasıl davrandığımız, bizim imanımızın ve ahlalâkımızın bir göstergesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır” (Tirmizi, Menakıb, 63) buyurarak, eşimize iyi davranmanın ne kadar önemli olduğunu vurgulamıştır. Çünkü eşine sevgi, saygı ve anlayışla yaklaşan bir kişi, hem ahlaken hem de iman açısından güçlü bir duruş sergiler.

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” (Tahrim,66/6.âyet) Cenab-ı Hak bu âyeti kerîmede mü”minlere önemli bir görev veriyor. Hem kendilerinin ve hem de aile fertlerinin cehenneme gitmelerine sebep olacak davranışlardan uzak durmalarını emrediyor. Çünkü mü’min kendinden sorumlu olduğu gibi ailesinden de sorumludur. Nitekim Peygamberimiz kişilerin sorumluluklarını hatırlatırken şöyle bu yurmuştur: İbnu Ömer (r.anhümâ)anlatıyor: “Rasulullah (a.s) buyurdular ki: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden mes’ulsünüz. İmam çobandır ve sürüsünden mes’ûldür. Erkek ailesinin çobanıdır ve sürüsünden mes’uldür. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden mes’ûldür. Hizmetçi, efendisinin malından sorumludur ve sürüsünden mes’ûldür.” (Buhârî, Ahkâm 1, Cum’a 11, İstikrâz 20, Itk17, 19, Müslim, İmâret 20)

Milletlerin geleceği, kadim Anadolu irfanı ifadesiyle “Âli istikbalimiz” olan “gençlik” nasıl bir zamanda büyümeli?

Hayatımızın en önemli zaman dilimi olan, gelecek nesillerin yetiştiği ortam olan aile, dünya cennetini bizlere yaşatacak ortamların başında gelmektedir. Bu birlikteliği sevgi ve saygı çerçevesinde, anlayışla, hak ve hukuka riayet ederek devam ettirirsek, her günümüz bir öncesinden daha güzel olacaktır. Hüzünler, sıkıntılar, dertler, hayatın zorlukları sağlam bir aile birlikteliğimizde en aza inecek, sevinçlerimiz, neşelerimiz, mutluluklarımız ve huzurumuz aynı zamanda en ulvî noktalara çıkacaktır. Çocukların inançlı, sağlıklı, manevî değerlerine bağlı, vatan ve millet sevgisi ile dopdolu olarak yetiştirilmesinde birinci derecede ailenin sonra da toplumun rehberliği önemlidir. Hülasa, anne-babaya çocuklarını eğitmek, güzel terbiye etmek ve yetiştirmek için büyük fedakârlık düşmektedir. Bu aynı zamanda onların dini görevlerindendir.

Yüce Rabbim birbirini seven, birbirine anlayışla yaklaşan aile hayatı kurmayı nasip etsin. Allâh Teala aile hayatı kurmuş olanlara da ayrılık göstermesin. Hayırlı, toplumumuza, devletimize faydalı evlatlar yetiştirmeyi bizlere nasip etsin. Evlilik bir nimettir, ancak bu nimeti korumak bizim gayretimize bağlıdır. Eşler olarak, birbirimize sevgi, saygı, sabır ve anlayışla yaklaşmalıyız. Unutmayalım ki, evlilik bir sınavdır. Bu sınavı başarıyla geçmek için Allah(C.C.)’a yönelmeli, Peygamber Efendimiz’in örnekliğinden ilham almalıyız.

Allah (C.C.), bizlere huzurlu yuvalar nasip etsin.

Eşlerimizi ve çocuklarımızı göz aydınlığımız eylesin.

Aramızdaki sevgiyi, muhabbeti ve rahmeti daim kılsın.

Şiarımız olan ve başkanımız olan, Söz Kur’ân’ın: “Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak nesiller ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl!”.(Furkân sûresi/74.âyet meali)

Amin!

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Sertif PARLAK yazıları

Çok okunanlar